BİR EKMEK DAHA, BİR MEHMETÇİK DAHA… MÜKERREM KILIÇ’IN YÜREĞİNDEKİ VATAN SEVGİSİ
Bir eliyle ekmek yoğuran, yüreğiyle Mehmetçiğe güç veren; bir annenin özlemini, bir milletin bağımsızlık mücadelesini yüreğinde taşıyan kahraman Türk kadını…
Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu olarak her hafta, aramızda taşıdığımız değerleri, emekleri ve yürekleri tanıtmaya devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz; adı gibi kıymetli, emeğiyle örnek, yüreğiyle geçmişin fedakâr kadınlarını bugüne taşıyan arkadaşımız Mükerrem Kılıç.
Mükerrem Hanım, tiyatro topluluğumuzda canlandırdığı yan karakterle, Kurtuluş Mücadelesi yıllarında cephede savaşan askerlerimizin karnını doyurmak için gece gündüz çalışan Anadolu kadınını sahneye taşıdı. Onun canlandırdığı kadın, elinde silahıyla cephede savaşmıyordu belki ama yaktığı ateşin başında, sacın üzerinde pişirdiği her ekmekle bağımsızlık mücadelesine omuz veriyordu.
Düşünün bir kere…
Soğuk bir savaş sabahı… Bir sacın altında yanan ateş… Ateşin üzerinde kızarmayı bekleyen bir ekmek… Ve o ekmeği sabırsızlıkla bekleyen aç Mehmetçikler…
Mükerrem Hanım, her hamur yoğuruşunda, her ekmeği sacın üzerine koyuşunda yalnızca bir ekmek pişirmiyordu. Sanki her defasında kendi kendine, “Bir ekmek daha… Bir Mehmetçik daha doyacak. Bir evlat daha ayakta kalacak. Vatanımız için mücadele eden askerlerimiz aç kalmayacak!” diyordu.
Çünkü o dönemde ekmek yalnızca ekmek değildi. Bir annenin duası, bir kadının fedakârlığı, bir milletin direnişi ve cephedeki evlatlara uzanan şefkatli bir eldi.
Mükerrem Hanım’a tiyatrodaki rolünü canlandırırken neler hissettiğini sordum. Bana verdiği cevap, bir annenin yüreğindeki vatan sevgisini bütün açıklığıyla ortaya koyuyordu.
“Ben o dönemi yaşamadım. Ama kendimi o dönemdeymişim gibi hissediyorum. Askerlerimize bir ekmek daha yapıp onları doyurmayı, onların aç kalmaması için mücadele etmeyi düşünüyorum. Onları doyurabilirsek ayakta kalırlar, vatanımızı kurtarmak için savaşmaya devam ederler. Biz belki bir anne olarak savaş alanlarında değiliz ama ben o Mehmetçikleri doyurmanın gururunu ve onurunu yaşıyorum. Kendimi o dönemin içinde görüyorum.”
Bu sözleri dinlerken gözümün önüne Anadolu'nun fedakâr kadınları geldi. Kimi sırtında cephane taşıyor, kimi yaralı askerlerin yarasını sarıyor, kimi cephe gerisinde yiyecek hazırlıyor, kimi de evladını vatan uğruna uğurlarken gözyaşlarını içine akıtıyordu. Her biri aynı büyük mücadelenin bir parçasıydı.
Mükerrem Hanım'ın sahnede yaşattığı duygu da tam olarak buydu: Vatan sevgisinin yalnızca sözle değil, emekle, fedakârlıkla ve gerektiğinde kendi evladının özlemini yüreğine gömerek gösterilebileceği gerçeği…
Zübeyde Ana’nın yüreğinden yükselen ses
Mükerrem Kılıç'ın topluluğumuzdaki bir diğer unutulmaz anı ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı konu alan şiiri seslendirmesiydi.
Zübeyde Ana'yı düşünün…
Bir anne için evladından ayrı kalmak ne büyük bir özlemdir. Hele o evladının vatanı için mücadele ettiğini bilmek, onun yolunu gözlemek, sağ salim dönmesi için dua etmek… Bir yanda evlat sevgisi, diğer yanda bağımsızlık mücadelesi veren bir milletin umudu…
Zübeyde Hanım'ın anneliğini anlamaya çalışmak, yalnızca bir annenin duygularını anlatmak değildir. Aynı zamanda büyük bir milletin geleceği için mücadele eden Mustafa Kemal Atatürk'ü yetiştiren annenin taşıdığı sorumluluğu ve derin sevgiyi anlamaya çalışmaktır.
Mükerrem Hanım, Zübeyde Ana'nın duygularını şiirine taşırken bu özlemi, sevgiyi ve gururu seyirciye hissettirdi. Şiirinin halkımız tarafından alkışlarla karşılanması, sahnedeki emeğinin ve duygusunun seyirciye ulaştığının güzel bir göstergesiydi.
Kendisi de bu şiiri okumanın kendisine büyük bir gurur ve onur verdiğini dile getirdi.
Benim içinse Mükerrem Hanım'ın bu iki rolü arasında çok anlamlı bir bağ var. Birinde Mehmetçiği doyurmak için sac başında emek veren Anadolu kadını, diğerinde evladının vatan sevgisini ve mücadelesini yüreğinde taşıyan Zübeyde Ana…
İkisinin ortak noktası, evlat sevgisini vatan sevgisiyle birleştiren Türk kadınının güçlü yüreğidir.
Aynı yolda, aynı inançla…
Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu'nu kurarken en büyük hayallerimden biri, kadınlarımızın yalnızca sahneye çıkması değil; tarihimizin fedakârlıklarını, Cumhuriyetimizin değerlerini ve geçmişten bugüne uzanan kahramanlık hikâyelerini yürekleriyle yaşatmalarıydı.
Mükerrem Kılıç, bu yolculukta emeğiyle ve içtenliğiyle değer katan arkadaşlarımızdan biri oldu. Onunla aynı sahneyi, aynı heyecanı ve aynı amacı paylaşmak benim için çok kıymetli.
Sevgili Mükerrem Hocam…
Bir sacın üzerinde pişirdiğiniz her ekmekle Mehmetçiğin mücadelesini, Zübeyde Ana'nın duygularıyla bir annenin yüreğini bizlere hatırlattınız. Bize, kahramanlığın bazen cephede silah tutmak, bazen de o cephede savaşan evladın eline bir lokma ekmek ulaştırmak olduğunu yeniden hissettirdiniz.
Çünkü bu vatanı yalnızca cephede savaşanlar değil; o savaşanları doyuran, onlara dua eden, evladını vatanına emanet eden ve bağımsızlık umudunu yaşatan kadınlarımız da var etti.
Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu ailesinde bizimle birlikte yol aldığınız, emeğinizi ve yüreğinizi ortaya koyduğunuz için size gönülden teşekkür ediyorum. Bundan sonraki projelerimizde de aynı inançla, aynı dayanışmayla ve aynı Cumhuriyet sevdasıyla birlikte yürümeyi diliyorum.
İyi ki bizimlesiniz, iyi ki aynı yolda buluştuk.
Sevgi, saygı ve minnetle…
Senem YILDIRIM
Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu
Kurucu ve Yönetmen