1970 yılında Adapazarı’nda doğdum. Kamu Yönetimi mezunuyum. 1995 yılında başladığım kamu görevinden, hizmetlilikten memurluğa, memurluktan şefliğe uzanan yaklaşık otuz yıllık bir çalışma hayatının ardından 2024 yılında emekli oldum.
Bu yılların önemli bir bölümünde kamu ihaleleri, öğrenci taşıma ve yemek hizmetleriyle uğraştım. İşin hem masasını hem sahasını görme fırsatım oldu. Emekli olduktan sonra da yıllarca biriken bu tecrübeyi tamamen rafa kaldırmak yerine, zaman zaman taşıma ve yemek sektöründeki firmalara ihale ve yazışma konularında danışmanlık yapıyorum.
Yazıyla tanışıklığımın nerede başladığını söylemek biraz zor. Memuriyet hayatında insanın yolu zaten yazıyla fazlasıyla kesişiyor. Üstelik bir süre sonra meselenin yalnızca yazmak olmadığını, asıl meselenin düşündüğünü karşı tarafa doğru anlatabilmek olduğunu fark ediyorsunuz.
Resmî yazılar zamanla sosyal medyada gündelik hayata, mizaha, inanca ve bazen de memleket meselelerine dair yazılara dönüştü. İlk zamanlar biraz “lambur lumbur” yazdığımı da kabul etmeliyim. Sonraları bazı yazıları dönüp düzeltmeye, saklamaya ve yazarken kelimelerin üzerinde biraz daha fazla durmaya başladım.
Elektronikle, yazılımla, analitik oyunlarla ve “Bu nasıl çalışıyor?” sorusunun peşinden gidilebilecek hemen her şeyle uğraşmayı seviyorum. Bir şeyi hazır hâliyle kullanmaktan çok, bazen kapağını açıp içinde ne olduğuna bakmak daha cazip geliyor. Okurken de benzer bir tercihim var; romanlardan ziyade sonunda masadan bir şey öğrenerek kalktığım kitaplara elim daha çok gidiyor.
Evliyim. İki kız, iki erkek olmak üzere dört çocuk babasıyım.
Kendimi birkaç sıfatla tarif etmekten özellikle kaçınıyorum. Çünkü insanın kendisini anlatırken, farkında olarak ya da olmayarak, olduğu kişiden çok olmak istediği kişiyi anlattığını düşünüyorum.
O yüzden nasıl biri olduğuma benim cevap vermem pek doğru gelmiyor.
Yazdıkça, ona da okuyanlar karar versin.