Ahmet Bilgehan Arıkan tarafından 29.09.2026 13:31 tarihinde yayınlandı.

Gerçek edebiyat; insanın dış dünyadaki koşturmacalardan sıyrılıp kendi içine dönme cesareti gösterdiği, yaralarıyla yüzleşip kelimelerle şifalandığı o samimi eşikte başlar.

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda bu hafta; sağlık alanında Tıbbi Sekreterlik eğitimi alarak insan hayatının kırılgan anlarına şahitlik eden, bu derin gözlemlerini şiir, deneme ve aforizmalarla harmanlayarak edebiyat dünyasında kendine özgü bir üslup inşa etme yolunda emin adımlarla ilerleyen Değerli Şair ve Yazar Elif Özger ile içsel yolculuklara odaklanan samimi bir hasbihal gerçekleştirdik.

Kolektif bir uyanışın yankısı olan Maskeler projesinde yer alan yazılarından, insanın geçmişiyle hesaplaşmasını, kendini affetmesini ve geleceğe umutla bakmasını işleyen hazırlık aşamasındaki Geçmiş adlı eserine kadar; "Yazmak hissettiklerimi anlamlandırmak ve okuyucuda kalıcı bir duygu izi bırakmaktır" diyerek yola çıkan genç konuğumuzun serüvenini Satır Arası farkıyla araladık.

Elif Hanım, Satır Arası’na, bu samimi gönül masamıza hoş geldiniz. Sizi yalnızca edebiyata gönül vermiş genç ve yetenekli bir kalem olarak değil; insanın iç dünyasını, geçmişle olan bağını ve duygusal derinliklerini kelimelerle arayan hakikat yolcusu bir yazar olarak ağırlamaktan büyük bir onur duyduk.

Röportajımıza sizi tanıyarak başlayalım: Elif Özger kimdir? Ankara’da süren hayatınız, Tıbbi Sekreterlik eğitiminiz ve 2025 yılında şiirle filizlenen o ilk kıvılcım; sizi denemelere, aforizmalara ve yazının şifalı dünyasına nasıl taşıdı?

Ankara’da doğup büyüdüm. Ankara’nın bana yazma gücü verdiğine inananlardanım. Ankara benim için bir şehirden öte; bir yuva, bir aidiyet. Tıbbi Sekreterlik okuyorum ama içimde her zaman edebiyat aşkı vardı. Küçüklüğümden beri edebiyata ilgi duysam da şiir yazmaya 2025 yılında başladım. İlk zamanlar çok iyi yazdığımı düşünmesem de yazmayı hiç bırakmadım ve bırakmayı da düşünmüyorum. Yazmanın iyileştirici gücüne inanıyorum. Hislerimizi ve duygularımızı yazıya döktüğümüzde, yazının bize bir merhem gibi yaralarımıza iyi geldiğini düşünüyorum.

Eğitim aldığınız sağlık alanı (Tıbbi Sekreterlik), insan hayatının en kırılgan, en hassas ve gerçek anlarına tanıklık etmeyi gerektiriyor. Sağlığın bu doğrudan insan merkezli yapısı; bir yazar olarak çevrenizi gözlemlerken ve metinlerinizde insanın zaaflarını, acılarını ya da umutlarını işlerken kaleminize nasıl bir derinlik katıyor?

“İnsanı anlamak için onun yalnızca söylediklerine değil, sustuklarına da bakmak gerektiğini düşünüyorum.” Bu açıdan okuduğum bölüm de bu düşüncemi destekliyor. İnsanların yaşadığı zorlukları ve mücadeleleri gördükçe, bu durum insanların hayatlarını daha iyi gözlemlememi ve gözlemlediklerimi kelimelere dökmemi sağlıyor.

Yazmaya şiirle adım atıp zamanla deneme ve aforizma türlerine de yöneldiniz. Sizin için yazmak yalnızca kelimeleri alt alta dizmek değil; hissettiklerinizi anlamlandırma biçimi. Şiirin o damıtılmış imge dünyasından aforizmanın vurucu ve düşündürücü yapısına geçerken kelimeleriniz nasıl bir terbiye ve dönüşümden geçiyor?

Genelde duygularım şiir olarak ortaya çıkıp daha sonra aforizmaya dönüşüyor diyebilirim. Şiirin o etkileyici yanı ile aforizmanın kısa ve özlü yapısı birleşince, ortaya daha hisli ve güzel şeylerin çıktığı kanaatindeyim.

Kolektif bir edebi adım olan Maskeler adlı eserde yazılarınızla yer aldınız. İnsanın toplumsal hayat içinde taktığı o görünmez örtüleri aralamak ve ilk defa bir kitabın sayfaları arasında kendi kelimelerinizle okura ulaşmak, yazarlık yolculuğunuzun heyecanında nasıl bir dönüm noktası oldu?

İlk kez bir kitabın içinde yer almak çok gurur verici ve özel hissettirdi. Tabii ki kendi şahsi kitabım olmasa da bana çok güzel bir deneyim kazandırdı ve çok özel insanlarla tanışma fırsatı sundu. Şu anda hayallerimden biri de kendi şiir kitabımı çıkarmak. Bunun üzerinde çalışıyorum. İnşallah güzel bir eser ortaya koyarım ve kitabım herkese iyi gelir, güzel hisler bırakır.

Şu sıralar hazırlıklarını sürdürdüğünüz Geçmiş adlı çalışmanız dikkat çekici bir temaya odaklanıyor: İnsanın yaşadıklarıyla yüzleşmesi, kendini affetmesi ve geçmişin geleceğe engel olmasına izin vermemesi... Sizce bir insanın kendi geçmişiyle barışabilmesi ve içsel özgürlüğünü kazanması yolunda edebiyat nasıl bir ayna görevi görür?

Geçmiş, insanın geleceğini belirlemek zorunda değildir bence. Her geçmişte yaşanılan zorluk ve mücadele, insanı büyüten ve olgunlaştıran bir şeydir. Geçmişte yaşanılan olaylar geleceğimizi etkileyebilir; fakat bunun iyi anlamda olması daha önemlidir. Bence geçmişe çok takılı kalırsak geleceğimiz hep engelli yollarda takılı kalır.

Eserlerinizde sevgi, özlem ve insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi merkeze alıyorsunuz. Modern çağın hızında insanın "kendisiyle baş başa kalmaktan korktuğu" bir dönemde, aforizmalarınız ve denemeleriniz okuru kendi içine bakmaya nasıl davet ediyor?

Yazılarımın okuru düşündürmesini ve onlara iyi bir his vermesini istiyorum. Yazdığım aforizma ve denemeleri okurken, okurun bir bakıma benimle empati kurmasını istiyorum. “Acaba burada yazar ne hissetmiş ne düşündürmek istemiş?” diye düşünmeleri benim için önemli. Okurun yazdıklarımın üzerine düşünmesi ve kendi iç dünyasında bir şeyler bulabilmesi amaçlarımdan biridir.

"Yazarlık yolculuğumu acele etmeden, okuyarak, yazarak ve kendimi geliştirerek sürdürmek istiyorum" diyorsunuz. Popüler kültürün getirdiği hızlı tüketim ve aceleciliğe inat, bir yazarın kendi dilini ve üslubunu demlenerek, sabırla inşa etmesi fikri sizin edebiyat ahlakınızda nereye oturuyor?

Yazar olmak yalnızca yazmak değil; okumak, gözlemlemek, düşünmek ve kendi sesini bulabilmek demek. İlk başlarda “Yazamam.” diye düşündüğüm yerlerden bugün bir kitabım çıktı ve bir diğer kitabım da yolda. Bu yolda pes etmemeyi, yazmaktan vazgeçmemeyi öğrendim. Bu süreç de beni daha sabırlı ve azimli biri yaptı.

Son olarak; henüz yolun başında olduğunu ifade eden tevazu dolu duruşuyla, okurun ruhunda kalıcı bir iz bırakmayı ve onları yeniden düşünmeye sevk etmeyi hedefleyen genç bir kalem olarak; Satır Arası masamızdan, kendi iç dünyasını keşfetmek isteyen genç yazarlara, akranlarınıza ve tüm okurlarımıza bırakacağınız o nihai "Sonrası Bahar" mesajınız ne olur?

Hayat zorluklarla dolu bir yer. Bu zorlukların sanatla daha iyi yerlere taşınabileceğine inanıyorum. Yazmak da bunun içinde tabii. Ama ben her zaman zor günlerin sonunda baharın geleceğine inananlardanım. Kendinize güvenin ve kendinizdeki yetenekleri keşfedin. Belki de içinizde, henüz sizin bile bilmediğiniz cevherler vardır.

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda bu hafta; genç yaşta kelimelerin ağırlığını hissedip insanın geçmişiyle ve iç dünyasıyla yüzleşmesine vesile olan Değerli Elif Özger’in edebiyat ve umut dolu yolculuğuna konuk olduk.

Gördük ki; insan hissettiklerini anlamlandırmak adına kalemi eline aldığında ve sabırla kendi öz dilini inşa etmeye gayret ettiğinde, yazılan her satır okurun kalbinde silinmez bir iz bırakır; geçmişin yüklerinden arınan her ruh kendi baharını müjdeler. Niyet sâfi, emek kavi ve kelam samimi olduğunda... Sonrası Bahar.

Benzer İçerikler

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.