Yasal ve Sosyal Zorunluluk: Asgari Ücrete Ara Zam
Av.Haydar Aksoy kaleminden
Bu ay memur ve emeklilerin maaşlarına enflasyon farkı yansıtılacak. Fakat asgari ücrete ara zam yapılacağına dair bir emare görünmüyor. Belirtmek gerekir ki, yasal, sosyal ve ekonomik açıdan asgari ücrete ara zam yapmak bir zorunluluktur.
Öncelikle vurgulamak gerekir ki ekonomik durum, çalışan kesim aleyhine ağır biçimde bozulmuştur. Dolaysısıyla asgari ücrete ara zam yapılması, hem mevzuatımızın ruhunun hem de sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.
Nitekim Asgari Ücret Yönetmeliği’nde asgari ücret; “işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret” olarak tanımlanmaktadır.
Mevcut net asgari ücret 28.075 TL düzeyindedir. Buna karşılık TÜRK-İŞ verilerine göre, 2026 yılı Nisan ayında dört kişilik bir ailenin yalnızca açlık sınırı, yani aylık gıda harcaması, 34.587 TL’ye ulaşmıştır. Görüldüğü gibi asgari ücret, yalnızca gıda harcamalarını bile karşılamaya yetmemektedir. Bu durumda yönetmelikte açıkça belirtilen konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi temel ihtiyaçlar için harcanacak bir kaynak kalmamaktadır.
Böyle bir zammın yapılması aynı zamanda sosyal bir zorunluluktur. Çünkü medyaya yansıyan bilgilere göre bazı şirketlerin kârlılık oranları artarken, çalışanların milli gelirden aldığı payın giderek azalması sosyal adalet duygusunu zedeleme potansiyeli taşımaktadır.
Ayrıca mevzuatımızda yıl içinde asgari ücrete ara zam yapılmasını engelleyen herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Özellikle vurgulayalım ki asgari ücret, yalnızca en düşük ücret değildir. Aynı zamanda asgari ücret:
• Emek ile sermaye arasındaki eş güdümü sağlayan en önemli unsurlardan biridir.
• Demokrasinin emniyet kilididir.
• Diğer ücretlerin belirlenmesinde en önemli referans noktasıdır.
• Ekonomide talebi artırdığı için enflasyonu gerileten unsurlardan biridir.
Ayrıca:
• Mevcut asgari ücret, çalışma barışını zedeleme potansiyeline sahiptir.
• Nihayetinde bu derin eşitsizlik, demokrasinin sürdürülebilirliği açısından telafisi güç sosyal sorunlara yol açabilir.
Ne Yapılmalı?
• Çalışanlar lehine yeni bir ekonomik strateji devreye sokulmalıdır.
• Bu çerçevede, çalışanların insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşamalarını sağlayacak bir asgari ücret belirlenmelidir.
• Ayrıca işverenler de ekonomik krizin olumsuz etkilerini en aza indirmek ve sosyal barışın bozulmamasını sağlamak için elini taşın altına koymalı, istihdamda azalmaya gitmemelidir.
Çalışanların mutlu olduğu bir ortam, toplumun kalkınmasına kapı aralar. Ayrıca demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve sosyal sıkıntıların önlenmesi ancak adil bir gelir düzeniyle mümkündür.
Günümüz ekonomik koşullarında asgari ücrete ara zam yapılması, geçim sıkıntısının, hukukun ve sosyal vicdanın ortak çağrısıdır.