Ahmet Bilgehan Arıkan tarafından 22.07.2026 11:27 tarihinde yayınlandı.

Modern dünyanın insanı sadece kalıplara, diplomalara ve unvanlara sıkıştıran o mekanik gürültüsünün ortasında; bulunduğu ortamla yetinmeyip sürekli "Daha fazlasını nasıl üretebilirim?" sorusunu soran, öğrenmeyi derslerden ibaret görmeyip insan kalbiyle bağ kurma sanatı olarak selamlayan kavi ruhlar vardır.

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda bu hafta; kendini hiçbir zaman yalnızca bir üniversite öğrencisi olarak tanımlamayıp liderliği sorumluluk almakla başlatan; gençlerin doğru fırsatlara ulaşması adına sâfi bir gayretle organizasyonlar, eğitimler ve sosyal sorumluluk çalışmaları yürüten Değerli Müellif ve Girişimci Öznur Şaşmaz ile kalbi bir hasbıhal gerçekleştirdik.

Yayımlanmış eseri "Kendi Hikâyeni Yaz" ile bireyin potansiyelini keşfetmesine fener yakan, yoldaki eseri "Kutup Yıldızı" ile içsel yolculuğun haritasını mizanpajlayan yazarımızın o adaletli ve üretken terazisini Satır Arası farkıyla aralıyoruz.

Öznur Hanım, Satır Arası’na, bu hasbi gönül masamıza safalar getirdiniz. Sizi sadece girişimcilik ekosistemini güçlendiren genç bir vizyoner olarak değil; "Liderlik unvanla değil, sorumluluk almakla başlar" diyerek kelamın, eylemin ve insan ilişkilerinin namusunu kuşanmış kavi bir kalem olarak burada ağırlamak bizim tezgâhımız için büyük bir şereftir.

Röportajımıza sizi, o sürekli öğrenen, gelişen ve "daha fazlasını nasıl üretebilirim" diyen o dürüst içsel pusulanızı tanıyarak başlayıp soralım: Öznur Şaşmaz kimdir? Bir okur sizin dünyanıza adım attığında sînesinde nasıl bir kurumsal ve ruhsal uyanışla karşılaşmalıdır?

Öncelikle bu güzel davetiniz için teşekkür ederim. Ben Öznur Şaşmaz. Kendimi tek bir unvanla tanımlamayı hiç sevmedim. Bir mühendislik öğrencisiyim, girişimciyim, yazarım ve en önemlisi öğrenmeyi hiç bırakmak istemeyen biriyim. Benim için hayat, sürekli kendini geliştirme ve öğrendiklerini başkalarına fayda sağlayacak şekilde dönüştürme yolculuğu.

Bir insan benim dünyama girdiğinde kusursuz bir başarı hikâyesi değil; sürekli öğrenen, hata yapan, yeniden deneyen ve üretmekten vazgeçmeyen bir insan görür. Çünkü bana göre gerçek başarı, zirveye çıkmak değil; çıkarken arkandan başka insanların da yolunu aydınlatabilmektir.

Kendinizi hiçbir zaman yalnızca bir üniversite öğrencisi olarak tanımlamadığınızı; sizin için öğrenmenin derslerden ibaret olmayıp fikir geliştirmek ve insanlarla kavi bağlar kurmak anlamına geldiğini söylüyorsunuz. Modern çağın insanı diplomalarla hapseden o dar kalıplarını s sâfi insanî ilişkilerle yıkmak, vizyonunuza nasıl bir kurtuluş yolu sundu?

Üniversite bana önemli bilgiler kazandırıyor ama hayatın tamamını sınıflarda öğrenemeyeceğimizi çok erken fark ettim. İnsanlarla tanışmak, farklı sektörleri görmek, gönüllü çalışmalar yapmak, etkinlikler düzenlemek ve farklı bakış açılarını dinlemek bana en az akademik eğitim kadar şey öğretti.

Bugün geriye baktığımda bana en çok değer katan şeyin not ortalaması değil; kurduğum ilişkiler, aldığım sorumluluklar ve cesaret ederek attığım adımlar olduğunu görüyorum. İnsan kendini yalnızca diploma ile tanımladığında potansiyelini de sınırlandırmış oluyor.

Sizi siz yapan en önemli kırılma noktasının, gençlerin doğru fırsatlara ulaşmakta yaşadığı zorlukları fark ettiğiniz an başladığını fısıldıyorsunuz. Sadece kendi kariyerine odaklanmak gibi bencil bir yanılsamayı reddedip başkalarına değer üretebileceğiniz yapılar kurma isteği sînenizde nasıl bir sorumluluk devrimi başlattı?

Kendi yolculuğumda birçok bilgiye, mentora ve fırsata ulaşmanın ne kadar zor olduğunu gördüm. O süreçte hep şu soruyu sordum: “Ben bu zorlukları yaşadıysam, benden sonra gelenler aynı şeyleri yaşamak zorunda mı?”

Sanırım TÜGA’nın doğuşunda da bu düşünce vardı. Amacım yalnızca kendi kariyerimi geliştirmek değildi. İnsanların birbirine destek olduğu, bilgi paylaştığı ve birlikte büyüdüğü bir ekosistem oluşturmak istedim. Çünkü başarıyı tek başına elde etmekten çok, birlikte üretmenin daha anlamlı olduğuna inanıyorum.

İletişim, liderlik, strateji ve insan ilişkileri gibi alanlarda kendinizi geliştirirken, farklı disiplinleri bir araya getirerek kalıcı çözümler üretmenin geleceğin en önemli becerisi olduğuna inanıyorsunuz. Teknik bilginin ötesindeki bu "bütüncül zanaatkârlık" anlayışı, hırslı çağın ortasında sürdürülebilir etkiler oluşturmada nasıl bir stratejik güçtür?

Artık hiçbir problem tek bir alanın bilgisiyle çözülemiyor. Bugün mühendislik de iletişim de yapay zekâ da sürdürülebilirlik de birbirinin içine geçmiş durumda.

Bu yüzden kendimi sadece teknik tarafta geliştirmek istemedim. Liderlik, iletişim, strateji ve insan ilişkileri üzerine de çalışıyorum. Çünkü en iyi fikir bile doğru anlatılamıyorsa etkisini kaybediyor. Gelecekte fark oluşturacak insanların, farklı disiplinleri bir araya getirebilen insanlar olacağını düşünüyorum.

Gençlik ve kariyer odaklı organizasyonların yanı sıra kişisel gelişim ve üretkenlik üzerine yazılar kaleme alıyor, insanlara ilham olabilecek içerikler üretiyorsunuz. Kelamın ve yazmanın o şifalı gücünü, modern dünyanın o yapay ve bencil gürültüsüyle kirlenmiş genç dimağlarına birer şifa vesikası olarak ulaştırmayı nasıl mizanpajlıyorsunuz?

Yazmak benim için sadece düşüncelerimi paylaşmak değil, kendimi de tanımak demek. Bazen konuşarak ifade edemediğim duyguları yazarken daha net görebiliyorum.

İnsanlardan gelen “Bu yazınız bana iyi geldi.” ya da “Bu satırlar sayesinde yeniden motive oldum.” gibi geri dönüşler ise yazmanın ne kadar kıymetli olduğunu bana tekrar hatırlatıyor. Eğer bir cümlem bile bir insanın hayatına küçük de olsa dokunabiliyorsa, bunun çok değerli olduğuna inanıyorum.

Yayımlanmış olan "Kendi Hikâyeni Yaz" isimli eseriniz, bireyin kendi hayatının sorumluluğunu almasını ve s sâfi potansiyelini keşfetmesini konu alıyor. Başkalarının senaryolarında birer figür gibi yaşamaya zorlanan günümüz insanı için bu ilk kitabınız, o sahte aynaları tuzla buz eden nasıl bir otantik başkaldırı vesikasıdır?

Bu kitabı yazarken temel düşüncem şuydu: Hayatımızı çoğu zaman başkalarının beklentilerine göre şekillendiriyoruz. Oysa herkesin kendi hikâyesini yazmaya hakkı var.

Kitapta insanlara hazır reçeteler sunmaktan çok, kendi potansiyellerini keşfetmeleri için sorular sordum. Çünkü kimsenin hayatını biz yaşayamayız. Kendi kararlarımızı almalı, hatalarımızdan ders çıkarmalı ve kendi yolumuzu cesaretle inşa etmeliyiz.

Şu an hazırlık sürecinde olan ve yakın zamanda okuyucuyla buluşturmayı planladığınız "Kutup Yıldızı" isimli yeni çalışmanızda ise bireyin hedeflerini, içsel yolculuğunu ve yaşam vizyonunu merkeze alıyorsunuz. Yolunu kaybeden sînelere birer pusula olacak bu müstakbel şaheserinizin o hasbi müjdesini ve doğuş hikayesini bizlerle paylaşır mısınız?

“Kutup Yıldızı”, aslında yönünü kaybettiğini hisseden herkes için yazılıyor.

Hayatta bazen çok çalışıyoruz ama neden çalıştığımızı unutabiliyoruz. Hedeflerimiz değişiyor, motivasyonumuz azalıyor ve yolumuzu sorguluyoruz. Bu kitap tam da o noktada insanın yeniden kendine dönmesini, değerlerini hatırlamasını ve kendi pusulasını bulmasını anlatıyor.

Benim için Kutup Yıldızı, mükemmel olmayı değil; yönünü kaybettiğinde tekrar ayağa kalkabilmeyi temsil ediyor.

Son olarak; kendisini tamamlanmış biri olarak görmeyip sürekli öğrenen, üreten ve toplumsal refah adına fayda sağlamayı hedefleyen kavi bir usta olarak; Satır Arası masamızdan, ocağımızın o cihanşümul nidasıyla, sektör sınırı olmaksızın hayallerinin peşinden gitmeye niyet etmiş tüm genç sînelere bırakacağınız o nihai "Sonrası Bahar" mesajınız ne olur?

Hayatınızı kimse sizin yerinize yaşamayacak. Bu yüzden kendinizi başkalarıyla kıyaslayarak değil, dün olduğunuz kişiden daha iyi olmaya çalışarak ilerleyin.

Cesur olun. Soru sorun. Öğrenmekten vazgeçmeyin. İnsanlara değer katın. Çünkü bilgi paylaşıldıkça büyür, başarı ise anlamını ancak başkalarına fayda sağladığında kazanır.

Ve şunu hiç unutmayın; başladığınız noktada mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Önemli olan ilk adımı atabilmek ve o adımın ardından yürümeye devam edebilmektir. Ben hâlâ öğreniyorum, hâlâ hata yapıyorum ve hâlâ hayallerimin peşinden koşuyorum. Umarım bunu okuyan her genç de kendi hikâyesini yazacak cesareti içinde bulur.

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda; gençlerin doğru fırsatlara ulaşması adına unvanlardan sıyrılıp liderliği sorumluluk almakla perçinleyen; "Kendi Hikâyeni Yaz" eseriyle potansiyelin şifrelerini sunup, yoldaki "Kutup Yıldızı" çalışmasıyla içsel gökyüzümüzü aydınlatmaya hazırlanan Değerli Girişimci ve Müellif Öznur Şaşmaz'ın o kavi ömür hikayesini terazimizde pürüzsüzce süzdük. Anladık ki; girişimcilikte, edebiyatta, davada, kurumsal ekosistemde, kişisel gelişimde ve her çetin insani imtihanda niyet sâfi, emek hakiki ve teslimiyet tam olunca... Sonrası Bahar.

Benzer İçerikler

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.