# TÜRKİYE-ÇİN İPEK YOLU DOSTLUK DERNEĞİ BAŞKANI GAMZE DÜRMEZ İLE ÖZEL SÖYLEŞİ
Söyleşiyi Gerçekleştiren: Murat Topçu*
*Konu: Türkiye-Çin Dostluğu, Tarihi İpek Yolu, Ticaret, Kültür ve Geleceğe Yönelik İş Birlikleri*
---
## TÜRKİYE VE ÇİN ARASINDA DOSTLUK KÖPRÜSÜ
Tarihi İpek Yolu'nun iki önemli ülkesi olan Türkiye ve Çin, binlerce yıllık geçmişleri, köklü medeniyetleri ve zengin kültürel miraslarıyla dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Günümüzde ekonomik, ticari, kültürel ve diplomatik ilişkilerin giderek önem kazandığı bu iki ülke arasında dostluk köprüleri kurmak, geleceğe yönelik iş birliklerini geliştirmek büyük önem taşıyor.
Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması, kültürel bağların geliştirilmesi ve tarihi İpek Yolu'nun yeniden canlandırılması amacıyla çalışmalar yürüten Türkiye-Çin İpek Yolu Dostluk Derneği Başkanı Sayın *Gamze Dürmez* ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik.
Türkiye-Çin dostluğundan ticarete, kültürel iş birliklerinden Avrupa'daki Türklerin rolüne kadar pek çok önemli konuyu ele aldık.
*Sayın Gamze Dürmez, söyleşimize hoş geldiniz.*
## 9 ÖNEMLİ SORUDA TÜRKİYE-ÇİN İLİŞKİLERİ
*1\. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?*
Türkiye-Çin ilişkilerine olan ilginiz nasıl başladı? Türkiye-Çin İpek Yolu Dostluk Derneği'ni kurma fikri nasıl ortaya çıktı ve derneğinizin temel amaçları nelerdir?
Gamze Dürmez: Ankara doğumluyum., Çevre Mühendisliği ve Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi alanlarında eğitim aldım. Bu çok yönlü eğitim geçmişi, uluslararası projeleri teknik, ekonomik, siyasi ve toplumsal boyutlarıyla birlikte değerlendirebilmemi sağladı.
Uluslararası ilişkiler, ticari diplomasi, uluslararası iş geliştirme ve yatırım koordinasyonu, mesleki hayatımın merkezinde yer alıyor. Uzun yıllardır farklı ülkelerden kamu kurumları, iş dünyası temsilcileri, yatırımcılar, akademik kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle çalışıyorum. Farklı çalışma kültürlerini tanımak, tarafların beklentilerini doğru okumak ve ortak hedefler etrafında kalıcı ilişkiler kurmak, en güçlü olduğum alanlar arasında bulunuyor.
Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nda uzun yıllar Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptım. Bu süreçte üst düzey resmî ve ticari heyetlerin koordinasyonu, kurumlar arası temasların geliştirilmesi, yatırım görüşmeleri, iş insanlarının buluşturulması, kültürel programlar ve eğitim iş birliklerinde önemli sorumluluklar üstlendim. Çin’de kamu kurumlarından eyalet ve yerel yönetimlere, sanayi kuruluşlarından üniversitelere kadar farklı çevrelerle çalışma imkânı buldum.
Bu deneyimler bana uluslararası ilişkilerde güvenin nasıl inşa edildiğini, müzakerelerin nasıl ilerlediğini ve bir görüşmenin somut bir iş birliğine dönüşmesi için nasıl bir takip gerektiğini öğretti. Bugün en önemli mesleki birikimim; doğru insanları ve kurumları bir araya getirebilmek, farklı beklentiler arasında ortak bir zemin oluşturabilmek ve ilişkileri uzun vadeli bir anlayışla geliştirebilmektir.
Çin ile yaklaşık yirmi yıla uzanan çalışma bağım, zaman içerisinde güçlü bir dostluğa ve derin bir kültürel yakınlığa dönüştü. Çin’e her gidişimde yeniden etkileniyorum. Bu ülkenin köklü tarihi, etkileyici doğası, insanlarının misafirperverliği, zengin mutfağı ve geleceğe dönük çalışma azmi bende her zaman büyük bir hayranlık uyandırıyor. Her ziyaretim, yeni dostluklarla ve yeni fikirlerle dönmemi sağlıyor.
Türkiye-Çin İpek Yolu Dostluk Derneği’ni de bu birikimi daha geniş bir çevreyle paylaşmak ve kalıcı bir kurumsal yapıya taşımak amacıyla kurduk. Bugün dernek başkanlığımın ve TUTAP (Türkiye Tanıtma Platformu ) Çin Ülke Sorumluluğu görevimin getirdiği sorumlulukla; iki ülke arasında ticaret, yatırım, kültür, eğitim ve turizm alanlarında güçlü bağlar geliştirmek için çalışıyorum.
Hedefim, yıllar içerisinde edindiğim uluslararası deneyimi ve ilişki ağını, Türkiye ile Çin arasında somut fırsatlar ve kalıcı dostluklar oluşturmak için değerlendirmek. Bir öğrencinin eğitim yolculuğuna, bir girişimcinin yeni bir pazara açılmasına veya iki kurumun ortak bir projede buluşmasına katkıda bulunmak, benim için bu çalışmaların en değerli karşılığıdır.
*2\. Türkiye ve Çin, binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip iki önemli medeniyet.*
Bugün iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerini ve diplomatik gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce Türkiye ve Çin birbirleri için nasıl stratejik fırsatlar sunuyor?
Gamze Dürmez: Türkiye ile Çin’in birbirlerini daha yakından tanıdıkça çok daha geniş bir ortak çalışma alanı bulacağına inanıyorum. İki ülke de köklü devlet geleneklerine, güçlü kültürel kimliklere ve geleceğe yönelik büyük hedeflere sahip.
Ben ilişkilerin gelişimini değerlendirirken, resmî temasların toplumlar arasındaki bağlarla desteklenmesine önem veriyorum. Bir iş insanının karşı taraftaki çalışma kültürünü anlaması, bir öğrencinin diğer ülkenin dilini öğrenmesi veya bir ailenin o ülkeyi ziyaret etmesi, ilişkilerin kalıcılığına katkı sağlıyor.
Türkiye’nin girişimcilik kabiliyeti, üretim deneyimi ve bölgesel bağlantıları ile Çin’in üretim ölçeği, teknolojik birikimi ve yatırım kapasitesi birbirini tamamlayabilir. Ulaştırma, lojistik, yenilenebilir enerji, sanayi, tarım teknolojileri ve turizm gibi alanlarda birlikte geliştirilebilecek çok sayıda proje görüyorum.
Bu fırsatları değerlendirirken temel yaklaşımımız; karşılıklı saygı, şeffaflık ve her iki tarafa da değer üreten iş birlikleri olmalıdır. Güçlü bir ilişkinin temelinde, tarafların birbirini dinlemesi ve verdiği sözün arkasında durması vardır.
*3\. Tarihi İpek Yolu'nun yeniden canlandırılması Türkiye açısından ne ifade ediyor?*
Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Türkiye nasıl bir rol üstlenebilir? Türkiye'nin coğrafi konumu ve Avrupa ile Asya arasındaki köprü niteliği bu süreçte ne kadar önemli?
Gamze Dürmez:Benim için İpek Yolu, insanların birbirini tanıma ve birlikte ilerleme iradesini temsil ediyor. Geçmişte bu güzergâhlarda mallarla birlikte fikirler, sanat anlayışları, bilgiler ve yaşam kültürleri de yolculuk yaptı.
Bugün bu mirası; demiryolları, limanlar, lojistik merkezleri, dijital bağlantılar, üniversite ortaklıkları ve kültürel programlarla geleceğe taşıyabiliriz.
Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki konumu, bu süreçte önemli bir imkân sunuyor. Kuşak ve Yol Girişimi ile Türkiye’nin bağlantısallık hedefleri arasında geliştirilebilecek iş birliklerini, ülkemizin üretim ve ihracat kapasitesini de güçlendirecek şekilde değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Hedefimiz, Türkiye’de daha fazla üretim, teknoloji paylaşımı, istihdam ve katma değer oluşturmak olmalı. Liman yatırımlarından demiryolu bağlantılarına kadar her projeyi, çevresindeki sanayi ve ticaret hayatıyla birlikte ele almak gerekiyor.
Benim hayalim, İpek Yolu’nun yeni kuşaklar için aynı zamanda bir eğitim, bilim ve dostluk yolu olmasıdır.
*4\. Türkiye ile Çin arasındaki ticaret hacminin ve karşılıklı yatırımların artırılması için neler yapılmalı?*
Türk iş insanlarının Çin pazarında daha etkin olabilmesi için hangi adımlar atılmalı? Çin ile ticaret yapmak isteyen girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?
Gamze Dürmez:Öncelikle birbirimizin pazarlarını daha iyi tanımalıyız. Çin ile ticaret yapmak isteyen bir girişimcinin ürününü, hedef müşterisini ve uzun vadeli amacını açık biçimde belirlemesi gerekiyor. Çin çok geniş ve bölgesel farklılıkları olan bir pazar; her ürün için aynı yöntemle ilerlemek mümkün değil.
Türk iş insanlarına ilk tavsiyem, hazırlığa zaman ayırmalarıdır. Doğru iş ortağını araştırmak, ürünün pazara uygunluğunu değerlendirmek, kalite beklentilerini anlamak ve maliyetleri bütün yönleriyle hesaplamak büyük önem taşıyor. Fuar ziyaretleri ve yüz yüze görüşmeler de bu hazırlığın değerli bir parçası.
İkinci olarak, ilişkilerde sürekliliği önemsiyorum. İlk görüşmenin ardından düzenli iletişim kurmak, sorulara zamanında yanıt vermek ve taahhütleri yerine getirmek güveni büyütüyor. Dil ve kültür bilgisi de ticari görüşmelerin niteliğini doğrudan etkiliyor.
Karşılıklı yatırımlarda ise ortak üretim, teknoloji paylaşımı, yerel tedarik ve üçüncü ülkelere birlikte açılma modelleri üzerinde daha fazla çalışabiliriz. Türkiye’de kurulacak bir ortaklığın Türk mühendislerine, çalışanlarına ve üreticilerine sağlayacağı katkıyı özellikle önemsiyorum.
Benim iş anlayışımda başarılı anlaşma, imzadan sonra da sağlıklı biçimde yürüyen anlaşmadır. Bu nedenle başlangıçtaki heyecan kadar, uygulama planına ve sorumlulukların açıklığına da önem veriyorum.
*5\. Türk ve Çin kültürleri arasında hangi ortak değerleri görüyorsunuz?*
İki ülke arasında kültürel etkinlikler, eğitim programları, öğrenci değişimleri ve turizm alanlarında ne tür projeler geliştirilebilir? Halklar arasındaki dostluğun güçlendirilmesi için neler yapılmalı?
Gamze Dürmez:İki toplum arasında aileye verilen önem, büyüklere saygı, misafirperverlik, emeğe değer verme ve eğitime duyulan ilgi bakımından güçlü yakınlıklar görüyorum. Elbette geleneklerimizin kendine özgü yönleri var; birbirimizi tanımayı güzelleştiren de bu çeşitlilik.
Çin’de bir sofraya davet edildiğimde gösterilen özen bana çok tanıdık geliyor. Bizde misafire çay ikram edilmesi nasıl sıcak bir karşılamaysa, Çin’de de çayın etrafında kurulan sohbetin çok özel bir yeri var. Sofra, iki kültürde de insanların yakınlaşmasına vesile oluyor.
Konfüçyüs’ün Konuşmalar eserindeki şu sözünü bu nedenle çok anlamlı buluyorum: “Uzaklardan dostların gelmesi sevinç değil midir?” Bu düşünce, benim Türkiye-Çin dostluğuna bakışımı da çok güzel anlatıyor.
Kültür günleri, karşılıklı fotoğraf ve sanat sergileri, sinema gösterimleri, mutfak buluşmaları ve ortak müzik programları düzenlenebilir. Eğitim alanında Çince ve Türkçe öğrenimini desteklemek, üniversiteler arasında bağlantılar kurmak, öğrencileri eğitim imkânları konusunda bilgilendirmek ve ortak araştırmaları teşvik etmek istiyoruz.
Turizmde de iki ülkeyi farklı yönleriyle tanıtan programlar geliştirebiliriz. Çinli dostlarımızın Türkiye’nin tarihî şehirlerini, doğal güzelliklerini ve yerel mutfaklarını keşfetmesini; Türk ziyaretçilerin de Çin’in farklı bölgelerini tanımasını çok önemsiyorum. TUTAP kapsamındaki görevimde de Türkiye’nin kültürel zenginliğini Çin’de daha görünür kılmayı hedefliyorum
*6\. Almanya başta olmak üzere Avrupa'da yaşayan Türklerin Türkiye-Çin ilişkilerindeki rolü ne olabilir?*
Avrupa'daki Türk iş insanları, girişimciler ve sivil toplum kuruluşları Türkiye ile Çin arasındaki ticari ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine nasıl katkı sağlayabilir?
Gamze Dürmez: Avrupa’da yaşayan Türklerin çok değerli bir birikime sahip olduğunu düşünüyorum. Birden fazla dili ve çalışma kültürünü tanımaları, onları uluslararası ortaklıklar açısından güçlü bir konuma getiriyor.
Almanya’da eğitim almış biri olarak, farklı toplumlar arasında yaşamanın insana kazandırdığı bakış açısını önemsiyorum. Avrupa’daki Türk iş insanları; Türkiye’nin üretim kabiliyetini, Avrupa pazarının beklentilerini ve Çinli ortakların imkânlarını aynı proje içerisinde buluşturabilir.
Ortak üretim, dağıtım, lojistik, teknoloji ve satış sonrası hizmetler gibi alanlarda üç taraflı iş birlikleri geliştirilebilir. Örneğin Türkiye’de üretilen bir ürünün Çinli bir teknoloji ortağı ve Avrupa’daki Türk girişimcilerin pazar deneyimiyle daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşması mümkün olabilir.
Sivil toplum kuruluşlarının da kültürel buluşmalar, gençlik programları ve iş çevreleri arasındaki temaslarda önemli katkıları olabilir. Avrupa’daki Türk dostlarımızın fikirlerini ve deneyimlerini bu çalışmalara katmalarını çok isterim.
*7\. Dernek olarak bugüne kadar hangi önemli faaliyetleri gerçekleştirdiniz?*
Türkiye ve Çin arasında dostluk, ticaret ve kültürel iş birliği adına yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir? Önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız önemli projeleriniz var mı?
Gamze Dürmez: Derneğimiz yeni kurulmuş olmakla birlikte, çalışmalarımızın arkasında uzun yıllara dayanan kişisel ve mesleki bir birikim bulunuyor. Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’ndaki görev dönemimde edindiğim deneyimi ve yıllar içerisinde oluşan ilişkileri, bugün yeni bir kurumsal çatı altında değerlendirmek istiyorum.
Bu ayrımı özellikle önemsiyorum: Geçmişte üstlendiğim görevlerde yürüttüğüm çalışmalar, yeni derneğimizin faaliyetlerine yol gösteren bir tecrübe oluşturuyor.
Kuruluş sürecimizle birlikte tanışma ve iş birliği görüşmelerine, kurumlarla temaslara ve çalışma alanlarımızın belirlenmesine ağırlık verdik. İş dünyasından, akademiden ve kültür çevrelerinden farklı uzmanlıkları bir araya getiren bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.
Önümüzdeki dönemde iş insanları buluşmaları, sektör odaklı görüşmeler, eğitim bilgilendirme toplantıları, kültürel etkinlikler ve karşılıklı heyet programları üzerinde çalışmak istiyoruz. Gençlerin ve kadın girişimcilerin bu ilişkilerde daha görünür olmasını da ayrıca önemsiyorum.
Mesleki çalışmalarım kapsamında ulaştırma, üretim ve yatırım ortaklıklarına yönelik temaslar yürütüyorum. Bu deneyimin, derneğimizin iş dünyası ile kuracağı iletişime de katkı sağlayacağına inanıyorum.
Önceliğimiz, düzenli takip edilen ve zaman içerisinde somut sonuçlar üreten çalışmalar geliştirmek.
*8\. Çin'de sizi en çok etkileyen özellik nedir?*
Gamze Dürmez: Çin'in ekonomik gelişimi, teknolojisi, çalışma kültürü ve toplumsal yapısı hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce Türkiye'nin Çin'den, Çin'in de Türkiye'den öğrenebileceği en önemli konular nelerdir?
Çin’e her gidişimde yeniden etkileniyorum. Daha önce gördüğüm bir şehre dönsem bile yeni bir ayrıntı, yeni bir gelişme veya yeni bir insan hikâyesiyle karşılaşıyorum. Bu ülkenin bende uyandırdığı merak hiç azalmıyor.
Çin’in doğasında çok etkileyici bir çeşitlilik var. Dağları, nehirleri, bahçeleri, kıyıları ve farklı bölgelerin kendine özgü manzaraları insanda güçlü izler bırakıyor. Geleneksel bahçelerde doğaya bakışın estetik bir anlayışla birleşmesini çok zarif buluyorum.
Tarihi de beni her zaman derinden etkiliyor. Eski yapılar, tapınaklar, geleneksel sokaklar ve sanat eserleri, çok köklü bir medeniyetin hafızasını taşıyor. Modern şehirlerin hareketliliğiyle bu tarihî derinliği aynı yolculukta görmek benim için çok özel.
İnsanlarla kurduğum ilişkilerde gördüğüm misafirperverlik, çalışkanlık, öğrenme isteği ve dostluğa gösterilen özen de Çin’e duyduğum yakınlığı güçlendiriyor. Yıllar içerisinde mesleki temasların samimi dostluklara dönüşmesi, benim için en kıymetli kazanımlardan biri.
Çin mutfağını da ayrı bir heyecanla anlatabilirim. Bölgeden bölgeye değişen lezzetleri, malzemelerin çeşitliliği, sunuma gösterilen dikkat ve çay kültürü beni çok etkiliyor. Her ziyaretimde yeni tatlar keşfetmekten mutluluk duyuyorum. Bir sofrada insanların birbirine yemek ikram etmesi, sohbet etmesi ve paylaşması, kültürü tanımanın en sıcak yollarından biri.
Ekonomik ve teknolojik gelişim açısından ise uzun vadeli düşünme, üretim disiplini ve öğrenilen bilgiyi uygulamaya dönüştürme konusunda dikkat çekici örnekler görüyorum. Türkiye’nin bu deneyimlerden yararlanabileceğini; Çinli ortaklarımızın da Türkiye’nin girişimcilik, esneklik, tasarım ve farklı pazarlarda iş geliştirme tecrübesinden faydalanabileceğini düşünüyorum.
Konfüçyüs’ün “Düşünmeden öğrenmek boşuna emektir; öğrenmeden düşünmek tehlikelidir” sözü, karşılıklı öğrenmeye bakışımı da yansıtıyor. Birbirimizin deneyimlerini incelemeli, anlamalı ve kendi koşullarımız içerisinde değerlendirmeliyiz.
*9\. Son olarak, önümüzdeki beş yılda Türkiye-Çin ilişkilerini nerede görmek istiyorsunuz?*
İki ülke arasında nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz? Hem Türk hem de Çin halkına vermek istediğiniz özel bir mesaj var mı?
Gamze Dürmez: Önümüzdeki beş yılda daha fazla ortak üretim projesi, daha güçlü eğitim bağlantıları, karşılıklı turizm hareketliliği ve daha çok kültürel buluşma görmek istiyorum. Türk girişimcilerin Çin pazarını daha yakından tanıdığı, Çinli yatırımcıların Türkiye’de uzun vadeli ortaklıklar geliştirdiği bir gelecek hayal ediyorum.
Gençlerimizin birbirlerinin dilini öğrenmesini, üniversitelerimizin birlikte araştırma yapmasını ve kadın girişimcilerimizin uluslararası iş birliklerinde daha fazla yer almasını arzu ediyorum. Dostluğun gelecek kuşaklara aktarılması için onların da bu ilişkinin içinde olması gerekiyor.
Derneğimizin bu süreçte güvenilen, ulaşılabilen ve insanları doğru bağlantılarla buluşturan bir kurum hâline gelmesini istiyorum. Bazen büyük bir iş birliğinin başlangıcı, doğru zamanda yapılan samimi bir tanışmadır.
Türk halkına mesajım; Çin’i tarihi, kültürü, doğası ve insanlarıyla yakından tanımalarıdır. Çinli dostlarımıza da Türkiye’nin zengin kültürünü, üretim gücünü ve misafirperverliğini keşfetmeleri için içten bir davette bulunuyorum.
Ben bu yolda çalışmaya devam edeceğim. Çünkü yıllar içerisinde şunu gördüm: Birbirimizi tanımaya zaman ayırdığımızda, birlikte yapabileceklerimiz çoğalıyor.
İpek Yolu’nun geleceğini, birbirine güvenen insanlar ve ortak emekle kurulan dostluklar şekillendirecek.