İnsan Kalabilmek
Hayat, bize insanları tanıdıkça kendisini de anlatıyor. Kimi zaman bir tebessümde, kimi zaman bir vedada, kimi zaman da hiç beklemediğimiz bir hayal kırıklığında…
İnsan, doğası gereği bağ kuruyor. Değer veriyor, güveniyor, seviyor. Birinin hayatımıza girmesine izin verdiğimizde aslında ona yalnızca zamanımızı değil, biraz da kalbimizi bırakıyoruz. Bu yüzden bazı kırgınlıklar kolay geçmiyor. Çünkü kaybedilen yalnızca bir insan olmuyor; bazen bir düşünce, bir güven, bir inanç da beraberinde kayboluyor.
Fakat hayatın bize öğrettiği önemli bir gerçek var: Herkes, kendisine verilen değerin karşılığını aynı şekilde veremiyor. Herkes güveni taşıyabilecek kadar dikkatli, sevgiyi koruyabilecek kadar vefalı olmayabiliyor.
Bu, insanlara olan inancımızı tamamen kaybetmemiz gerektiği anlamına gelmiyor.
Belki de mesele, herkese güvenmemek değil; güvenimizi hak edenleri zamanla ayırt edebilmeyi öğrenmek.
Çünkü insan büyüdükçe şunu fark ediyor: Hayatımıza giren herkes kalmak için gelmiyor. Bazıları bir hatıra, bazıları bir ders, bazıları ise ömrümüzün en güzel sayfalarından biri oluyor.
Ve belki hayatın en büyük sınavı, bize yapılanlardan sonra nasıl biri olduğumuzda saklı.
Hayat, kimin yanımızda kaldığını değil, kimler gittikten sonra hâlâ nasıl bir insan olarak kalabildiğimizi öğretir.
Bu yüzden kırıldığımızda kalbimizi tamamen kapatmamak gerekiyor. Birilerinin vefasızlığı yüzünden vefayı, birilerinin güvensizliği yüzünden güvenmeyi, birilerinin sevgisizliği yüzünden sevmeyi unutmamalıyız.
Çünkü başkalarının bize nasıl davrandığı her zaman bizim elimizde değildir. Fakat bütün bunlardan sonra nasıl bir insan olarak kalacağımız hâlâ bizim seçimimizdir.
Belki de hayatın gerçek anlamı biraz burada saklıdır.
İnsanları değiştirmeye çalışmadan, herkesten aynı karşılığı beklemeden, kaybettiklerimizin ardından kendimizi tüketmeden yürüyebilmek…
Değer vermeye devam ederken kendimizi de unutmamak.
Sevmeyi bilirken sınırlarımızı da korumak.
Güvenmeyi sürdürürken, güvenin bir emanet olduğunu hatırlamak.
Çünkü insan, hayatı boyunca pek çok kişiyle karşılaşır. Kimi gelir, kimi gider. Kimi iz bırakır, kimi yalnızca bir sayfa olur.
Ama sonunda geriye tek bir soru kalır:
Bunca insana, bunca yaşanmışlığa ve bunca hayal kırıklığına rağmen, içimizdeki iyi insanı koruyabildik mi?
Belki de hayatın en güzel cevabı budur.
İnsan, başkalarının bıraktığı yaralarla değil; o yaralara rağmen içinde yaşatabildiği iyilikle büyür.
Şair, Yazar, Eğitimci
İlayda Çalışkan