Ahmet Bilgehan Arıkan

bilgehanarikan@hotmail.com

16.07.2026 tarihinde yayınlandı.

Edebiyatın ve insan ruhunun o en hassas kırılma noktalarında yol alırken kelamın sıhhatine talip olmayı, en derin yaraları en güçlü cümlelere dönüştürerek hayata tutunmayı bir yaşam felsefesi haline getirenler vardır.

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda; boşanmış bir ailenin çocuğu olarak erken yaşta olgunlaşan, sustuğu demlerde kalemini sâfi bir ses ve "var olma biçimi" haline getiren; omuzlarına hayat ağır geldiğinde içindeki o kırılgan küçük kız çocuğunun ellerinden tutarak geçmişi iyileştiren; "keşke", "belki" ve "acaba" zincirlerini kırıp, düştüğü her yerde yepyeni bir uyanış başlatan; biriktirdiği "Küçük Umutlar Defteri" ve "Bir Cümleyle Başla" vizyonuyla okurun yarasına merhem olmaya niyetlenmiş yazar Arife Öztaş ile derin bir hasbıhal gerçekleştirdik.

Arife Hanım, Satır Arası’na, bu hasbi gönül masamıza safalar getirdiniz. Sizi sadece sînesindeki birikmiş duyguları kâğıda döken bir müellif olarak değil; içindeki o küçük kız çocuğunu edebiyatın şifalı kollarıyla büyütmüş, en derin yaralarından en kavi cümleleri doğurmuş hakiki bir zanaatkâr olarak burada ağırlamak büyük bir şereftir.

Röportajımıza sizi, o kırgınlıklardan muazzam bir umut ışığı damıtan asil sînenizi tanıyarak başlayalım: Arife Öztaş kimdir? Hayatını hangi mukaddesat üzerine inşa etmiştir?

Kendimi her şeye rağmen umudunu kaybetmeyen biri olarak görüyorum. Hayat bana erken yaşta sabretmeyi, güçlü durmayı ve yeniden başlamayı öğretti. En büyük dayanağım Rabbime olan inancım, vicdanım ve insan sevgim oldu. İyi bir insan olmanın ve geride güzel izler bırakmanın her şeyden daha kıymetli olduğuna inanıyorum.

Boşanmış bir ailenin çocuğu olarak büyüdüğünüzü ve hayatın size çok erken yaşta olgunlaşmayı öğrettiğini fısıldıyorsunuz. İçinizde biriken, dünyaya söyleyemediğiniz o "suskunlukların" zamanla kaleminize sığınması ve yazmanın sizin için alelade bir uğraş değil, bir "var olma biçimi" haline dönüşmesi sînenizdeki o matbuat uyanışını nasıl tetikledi?

Hayat bana söyleyemediğim birçok duyguyu biriktirdi. Zamanla onları kâğıda dökmeye başladım. Yazarken hem kendimi daha iyi tanıdım hem de içimdeki yük hafifledi. Kalem benim için sadece yazmak değil; iyileşmek ve bir başkasına da umut olabilmek demek.

Ne zaman hayat omuzlarınıza ağır gelse, içindeki o küçük kız çocuğunun yanına gidip onun ellerini tuttuğunu söyleyen ve "Bazen insanı iyileştiren şey, büyümek değil; içindeki çocuğu anlayıp ona sarılabilmektir" diyen muazzam bir felsefeye sahipsiniz. Edebiyat meydanında o küçük çocuğun kırılgan geçmişine sarılmak, kaleminize nasıl bir manevi sıhhat ve cesaret katıyor?

İçimde hâlâ kolay incinen ama hayal kurmaktan vazgeçmeyen bir çocuk var. Ne zaman yorulsam onun sesini dinliyorum. Yazılarımın samimiyeti de biraz oradan geliyor. Çünkü insan en gerçek cümlelerini kalbiyle yazıyor.

İnsanoğlunun hayat boyu “keşke”, “belki” ve “acaba” dehlizleri arasında sıkışıp kaldığını belirtiyorsunuz. Her kırılışın size başka bir pencere açtığını ve insanın en çok düştüğü yerde kendini bulduğunu söylemeniz, günümüz edebiyatındaki o kusursuzluk yanılgılarına karşı nasıl kavi ve bilgece bir duruştur?

Eskiden "keşke"lerime çok takılırdım. Ama zaman bana her yaşananın bir sebebi olduğunu öğretti. Bazen insan en çok düştüğü yerde kendini tanıyor. Ben de yaşadıklarıma küsmek yerine onlardan güç almayı seçtim.

Şu an elinizde, tüm hayallerinizi ve içsel uyanışınızı sakladığınız, bir gün okurlarla paylaşacağınız "Küçük Umutlar Defteri" adını verdiğiniz kavi bir birikiminiz var. "Bazen bir insanın cümlesi, başka bir insanın yarasına merhem olabilir" inancıyla büyüyen bu defterin sînenizdeki o saklı heyecanını ve matbuat geleceğini sizden dinleyebilir miyiz?

"Küçük Umutlar Defteri", benim kalbimden çıkan cümlelerin bir araya geldiği özel bir yolculuk. İçinde umut var, sabır var ve yeniden başlayabilme cesareti var. Eğer bir gün bir insan o satırlarda kendinden bir parça bulursa, yazma amacım gerçekleşmiş olacak.

Sizin için çok ayrı bir anlam taşıyan "Bir Cümleyle Başla" vizyonunuzdan bahsediyorsunuz. "Hayatı değiştiren şey uzun yollar değil, tek bir cümleyle başlayan cesarettir" nidanız, nasıl bir ruhdaşlık barındırıyor?

Çünkü hayat bazen tek bir cümleyle değişiyor. İnsan çoğu zaman başlamaktan korkuyor. Oysa önemli olan mükemmel olmak değil, ilk adımı atabilmek. Ben de herkese önce başlamasını, gerisinin emekle geleceğini hatırlatmak istiyorum.

Bugün sizi siz yapan şeyin yaşadıklarınız kadar, içinizde hâlâ o taptaze ve diri tuttuğunuz "umut" olduğunu söylüyorsunuz. Matbuat dünyasındaki onca çetin yola, zorluğa ve fırtınaya rağmen sînenizde o sâfi niyetle büyüttüğünüz bu umut, ocağımızın her fırtınanın ardına mühürlediği o asil felsefeyi nasıl doğrulamaktadır?

Çünkü umut benim için vazgeçmemek demek. Hayat bazen yoruyor, bazen kırıyor ama her sabah yeni bir başlangıç olduğuna inanıyorum. Yazmaya, üretmeye ve güzel şeylere inanmayı bırakmadığım sürece umudum da benimle yaşamaya devam edecek.

Son olarak; "İnsan ne kadar yorulursa yorulsun, içinde taşıdığı ışık kadar yol alır" diyerek edebiyat tarihine geçecek kavi bir manifesto cümlesi bırakıyorsunuz. Satır Arası masamızdan, kendi içindeki suskunluklara gömülmüş kırgın sînelere, umuda ihtiyaç duyan yazar adaylarımıza ve "Kelimelerin Sıhhati"ne gönül verenlere bırakacağınız o nihai kurumsal "Sonrası Bahar" mesajınız ne olur?

Hayat herkesi yoruyor. Beni de yordu. Ama şunu öğrendim; insanın içindeki umut söndüğü gün asıl kaybediyor. Eğer bu satırları okurken kendinizi yalnız hissediyorsanız, bilin ki değilsiniz. Ben de kırıldım, ben de düştüm, ben de yeniden ayağa kalkmayı öğrendim. O yüzden kim olursanız olun, ne yaşamış olursanız olun, umudunuzu kaybetmeyin. Çünkü bazen insanın hayatı gerçekten tek bir cümleyle değişebiliyor.

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda; en derin yaralarını kalemiyle kavi birer şifa cümlesine dönüştüren, içindeki o küçük kız çocuğunun elini tutarak geçmişi edebiyatla iyileştiren ve "Küçük Umutlar Defteri" ile okurun sînesine merhem olmaya niyetlenmiş değerli yazar Arife Öztaş'ın o kavi ömür mizanpajını terazimizde pürüzsüzce süzdük. Anladık ki; ticarette, davada, yuvada, sanatta, kırılan pencerelerde ve her çetin imtihanda niyet sâfi, emek hakiki ve teslimiyet tam olunca... Sonrası Bahar.

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.