ÇÜNKÜ İNSAN…
Bazen düşünüyorum da, biz ne zaman bu kadar uzaklaştık birbirimizden?
Ne zaman bir insanın gözyaşı bizi ilgilendirmez oldu? Ne zaman bir selamı esirger, bir gönlü kırarken hiç düşünmez hâle geldik? Ne zaman makamlar büyüdü de yürekler küçüldü?
Oysa hayat dediğimiz şey, birkaç unvanın, birkaç rakamın, birkaç günlük menfaatin ötesinde değil mi?
Bugün güçlü görünenin yanında saf tutanlar, yarın gücü elinden gidince arkasını dönüp geçebiliyor. Dün aynı sofrada ekmeğini bölüştüğün insanlar, bugün seni tanımıyormuş gibi davranabiliyor. Bir zamanlar omuz omuza yürüyenler, çıkarları ayrıldığında birbirine yabancılaşabiliyor.
İşte tam da burada insanın gerçek değeri ortaya çıkıyor.
İnsan olmak; yalnızca konuşmak, görünmek, bir yerlere gelmek değildir. İnsan olmak, kimsenin görmediği yerde de doğru kalabilmektir. Gücün varken ezmemek, sözün geçerken susturmamak, imkânın varken paylaşabilmektir.
Bir yetimin başını okşamak, bir yaşlının hâlini sormak, düşenin elinden tutmak, karşılık beklemeden iyilik yapabilmektir.
Çünkü bazı şeylerin makamı yoktur. Merhametin koltuğu, vicdanın unvanı, iyiliğin rozeti olmaz.
Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey, yeniden birbirimizin yüzüne bakabilmek, birbirimizin derdini duyabilmek ve kaybettiğimiz değerleri hatırlayabilmektir.
Unutmayalım; hayat kimseye sonsuz bir güç, sonsuz bir makam ya da sonsuz bir zaman vaat etmiyor. Bugün alkışlayan kalabalıklar yarın susabilir. Bugün önümüzde eğilenler yarın arkamızdan konuşabilir. Fakat geride bıraktığımız iyilikler, dokunduğumuz hayatlar ve insanların yüreğinde bıraktığımız izler kolay kolay silinmez.
Bir gün herkes sahip olduklarını geride bırakacak. Geride ne kadar servet bıraktığımızdan çok, kaç insanın duasında yer bulduğumuz konuşulacak.
Belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Bu dünyadan geçerken kaç insanın hayatına güzellik kattık, kaç gönülde güzel bir iz bıraktık?
Çünkü hayatın gerçek zenginliği, sahip olduklarımız değil; başkalarının hayatında bıraktığımız değerdir.
Ve unutmayalım, insanı insan yapan şey, ne taşıdığı unvan ne oturduğu koltuk ne de sahip olduğu güçtür.
Asıl mesele, bütün bunlara rağmen kalbinde ne kadar insan kalabildiğindir.