Yusuf Bingöl

@yusufbngl08gmail.com

07.09.2026 tarihinde yayınlandı.

Bir çocuğun dünyası aslında çok küçüktür.

Bir oyuncak, bir arkadaş, okuldan sonra oynayacağı birkaç saat ve kendisini güvende hissettiği bir ev...

Fakat biz çocuklarımızın dünyasını giderek büyüyen sorunlarla dolduruyoruz.

Ekonomik kaygılar artık yalnızca yetişkinlerin problemi değil. Ailelerin yaşadığı geçim sıkıntısı çocukların hayatına da yansıyor. Eğitim baskısı, sınav kaygısı, akran zorbalığı, sosyal medya ve ekran bağımlılığı derken çocukluk dediğimiz o masum dönem giderek daha fazla baskının altında kalıyor.

Bir çocuğun başarısını yalnızca aldığı notlarla ölçmemeliyiz.

“Kaç aldın?” sorusunun yanında “Bugün nasılsın?” diye de sormalıyız.

Çünkü bazen karnesi iyi olan bir çocuk, iç dünyasında büyük bir mücadele veriyor olabilir.

Çocuklarımızın yalnızca gelecekte başarılı bireyler olmasını istemek yetmez. Önce bugün mutlu, güvende ve değerli hissetmelerini sağlamalıyız.

Onlara daha fazla eşya değil, daha fazla zaman ayırmalıyız.

Daha fazla baskı değil, daha fazla anlayış göstermeliyiz.

Çünkü çocukluk geri gelmiyor.

Bir çocuğun bugün kaybettiği huzuru, yarın hiçbir başarı tamamen geri getiremeyebilir.

Öyleyse kendimize şu soruyu sormalıyız:

Biz çocuklarımızı geleceğe mi hazırlıyoruz, yoksa onları geleceğin yükü altında bugünden mi yoruyoruz?

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.