Leyla Bacaksız

leylaleyla33@hotmail.com

20.07.2026 tarihinde yayınlandı.

Bugün biraz robotlaşmayı konuşmak istiyorum sizlerle.  Sizce de günümüzde hepimiz robotlaşmadık mı? Tekdüze giden hayatlarımız, ezbere sürdürdüğümüz alışkanlıklarımız, her şeyi teknolojik aletlere sorarak, neredeyse hiçbir şeyi düşünmeyerek, sorgulamayarak uyuşturduğumuz beyinlerimiz. Ha bir de sosyal medyaya taşıdığımız hayatlarımız. Önceleri mahrem saydığımız aile hayatımız artık bir tuşun ucunda.

Her sabah adeta bir makine gibi aynı saatte uyanıyoruz, yetişkinler işe, çalışan yetişkinlerin çocukları da tıpkı işe gider gibi, sabahın erken saatlerinde kreşe ya da yaşlarına uygun eğitim merkezlerine bırakılıyor. Akşam işten çıkan yetişkinler çocuklarını alarak eve dönüyor.

Yemek, uyku ihtiyacını karşılayarak günü kapatıyoruz. Çoğu zaman günün analizini yapamadan, aile içinde iletişim kuramadan, yaşadıklarını birbiri ile paylaşmadan ve en önemlisi duygularımızı paylaşmadan yaşayıp gidiyoruz ve bu döngüde yıllar geçip gidiyor. Bu kısır döngü, çoluk,  çocuk, genç, yaşlı herkesi ruhsal olarak etkiliyor, herkesin ruhsal bir yorgunluğu var. Herkes depresif, mutsuz ve yarınından umutsuz.

Hayatımız rutin bir koşuşturma içinde geçerken bazen kendimize uğramadan bitirmek zorunda kalıyoruz günü. Mutlu muyuz? İstediğimiz hayatı mı yaşıyoruz?  Yaşadığımız şehirden memnun muyuz? Ve en önemlisi İyi miyiz? Cevabını bilmediğimiz bir sürü soru. Bu durum psikolojik ve bedensel birçok hastalığa da davetiye çıkartıyor. Çünkü üretmeden sadece tüketen bir millete dönüşmüş oluyoruz.

Oysa üretmek, insanı besleyen en güçlü besin. Üretmek, bir şeyler yaratmak, dünyada bir şeyler var etmek muazzam bir şey. Belki bir kitap yazmak, bir çiçek ekmek, bir ağaç dikmek, birilerine bir şeyler öğretmek, hatta bir yemek yapmak…  Bu ve bunun gibi küçük ama insanın ruhunu inanılmaz besleyen muazzam şeyler.

Robotlaşma akımından kurtulup, biraz üretmeye versek kendimizi daha iyi hissedeceğiz sanki. Kendimizi daha iyi hissedince hayatımızdaki birçok problem de kendiliğinden çözülmüş olacak. Çünkü yaşadığımız her şey biraz da bize ve kendimizi nasıl hissettiğimize bağlı. Tabi buda kendimizi neyle beslediğimiz ile alakalı. O vakit her gün küçük de olsa ruhumuza iyi gelen bir şey yapalım. Ne olduğunun hiçbir önemi yok, yeter ki bize iyi gelsin ve duygularımızı tekrar ruhumuzla buluştursun.

O halde küçük bir adım atma vakti. Üretmenin güzellikleri ile dolsun hayatımız.

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.