Erhan Özdemir

Göztepelierhan89@gmail.com

29.09.2026 tarihinde yayınlandı.

Merhaba okuyucu, merhaba... 

 

Türkiye 'de; ekonomik kriz olmasına rağmen vergi ve primlerden sonra kalan net asgari ücret 600 dolardan fazla; suriye'de ise 12 dolar civarı. 

Suriyeli mülteciler sorunu ve Türkiye'nin geleceği

   Bazı dostlar, iç politikaya özellikle de suriyeli mülteciler konusuna yazılarımda eğildiğim için poykota uğruyorum. 

    Ben tarih strateji, uluslararası ilişkiler konusunda nacizane bilgi sahibiyim, o ayrı da dostların takip etmeyip avladıkları bir şey var;

     Suriyeli mülteciler hakkında;

Şöyle bir sekiz yıl öncesine gidelim. 

      Sekiz yıl önce Suriyeli öğrencilerin adaptasyonu ile ilgili çağrıldıgımız seminerde Türkiye'nin şartlarının Suriye'den daha iyi olduğunu, Avrupa'ya gidemeyenlerin Türkiye'de kalacağını, bunun da ilerde bize hem maddi, asaiş, maddî eğitim sorunları getirecegini belirtmiştim. 

         Basit bir örnek vereyim;

Türkiye'de; ekonomik kriz olmasına rağmen vergi ve pirimlerden sonra kalan net asgari ücret 600 dolardan fazla; suriye'de ise 12 dolar civarı. 

         Türkiye'de inşaat sektöründe çalişan bir suriyeli; Türkiye'de bir günde calışarak kazandığını, Suriye'de aylarca çalışarak kazanıyor. Sosyal güvence ve güvenlik rahatlık tarafı da ayrı! 

     Sizce, zorla gönderilmedikçe kesinlikle giderler mi,? 

     Bu kadar yaşanan ve yaşayacaklarınyaşayacaklarına dolayı;

     Dedesini, evladını bu toprağa şehit veren, vermeye devam eden bir millete; savaştan vatanından kaçtığı halde bayramlarda Suriye'ye gidip gelenin mazlumluğunu anlatamazsınız. 

     Anlatsanız da millet dediğimize değil; size cevap verse, vermese de size değil, gözüyle ile görüp yaşadığına inanır. 

      Hele hele;

Sağlık konusunda, dükkan açıp vergi vermez. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı takır takır vergi verirken vergi konusunda;on milyonla geçinmeye calışıp maaşı kadar parayı kiraya veren yardımsız gecinen emekliler varken ;miyar dolarları başka milletin insanına ayırırken, kendi milletimizden kısarsınız;arz-talep dengesi bozulur. Üç liralık ev on liraya kiraya verilirse, suriyeli işci ucuz işci olarak iş bulup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ise iş bulamazken; Suriyeliler, belirli yerlerde yuvalanıp demokratik ,siyasi yapıyı Arapça tabelalarıyla Türkiye içinde suriye oluşturmaya calışırsa; hele hele bu hep böyle devam etmeyeceğine dair hiçbir belirti yoksa;

 

     sizi değil dinlemek duymazlar bile! 

 

Türkiye Cumhuriyeti sıriyelileri kanıksamadı ve kabullenemedi; şu an sadece kızgınlığını frenleyip sabredip baskılıyor;ama nereye kadar! 

       Kendi ülkesinde mülteciden daha az hakkı olduğunu düşünen Türkiye vatandaşı olan;

"Suriye'ye geçeceğim, biraz durup kararacak, az-biraz arapça öğrenip Türkiye sınırına gelecegim ben şuyum deyip Türkiye'ye gelecegim; burada dükkan açacağım vergi yok, pirim yatırmadan sağlık bedava, yardım da alırım" diyen, bir değil birçok dostta rastladım. 

   İnanın ,bir gazeteci/yazar olarak, her seferinde de utandım! 

    

       Bir de arayış sorunu var. 

 

Daha önce de defalarca yaşandı da dün yaşanan olayları gördünüz! 

 

      Öncelikle bu olayların sebebini; yukarıda yazdığım özellikle de ekonomik örneklerdeki ekonomik sıkılmışlığın, şiddet olarak psikolojik dışa vurumu ve bu dışa vurumu Türkiye'ye karşı kullanmak isteyen mihrakların faaliyetleri olarak görüyorum. 

      Sosyalist bir gazeteci olarak, ilkesine dayanarak, üzerime düşen bazı uyarıları yapma gereği duyorum:

       Yukarıda yazdığım hazır potansiyel ortamlar devam ettiği müddetçe; daha büyük olaylara gebe, olayların önü alınmaz! 

    Bu tepkiler zamanla hükümete ve yetkililere doğrulur. 

  Yetkili beylerin ve hanımların bir nöroloji, beyin cerrahi uzmanı'na görünmesini şiddetle tavsiye ediyorum. 

 

    Bu birinci uyarım!

 

Kimdir, nedir bilmiyoruz, adım ahmet diyor alıyoruz. 

   Kaç kişi olduklarını da tam bi

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.