Melek Kaya

10.08.2026 tarihinde yayınlandı.

Bir insanın hayatını sevgi ya da sevgisizlik şekillendirir diye düşünüyorum. Kendimi sorguladığımda, kendimi iyi bir insan olarak görsem de içimde hep bir eksiklik, bir boşluk, bir tuhaflık hissediyordum. Sanki ruhumda tamamlanmamış bir şeyler vardı.

Bazen sürekli kendimi eleştiriyor, hatalarımı bulmaya çalışıyordum. Ne kadar çok şeye sahip olsam da maddi, manevi mutlaka şikâyet edecek bir neden buluyordum.

Bir gün, hep kendimi suçlayıp kendime eziyet ettiğimi fark ediyordum. Bu durum beni yıpratıp suçluluk duygusuna sürüklüyordu. Bazı zamanlar ise haksızlıkların bana yapıldığını düşünüp onları suçluyordum. Bu da içimde huzursuzluk oluşturuyordu.

Sonunda fark ettim ki ben hep geçmişle yaşıyordum. Sürekli aynı olayları düşünüp aynı duyguları yeniden yaşıyordum ve bu yüzden huzursuz oluyordum.

Hem zihnimi hem de bedenimi yoruyordum. İçimde biriken öfkeyi ve kırgınlığı bazen başkalarına atarak ya da patlayarak ya da sık sık anlatarak karşı tarafı da sıkıyordum. Yani kendi huzursuzluğumu başkalarına da bulaştırıyordum.

Sonunda anlamıştım ki bu bir kısır döngüydü.

Aslında bütün bunların temelinde kendime karşı gösterdiğim sevgisizlik vardı. Bundan kurtulmalıydım, kendime bir söz verdim. Yeni bir başlangıç yapmalıydım.

Önce arkadaş çevremi değiştirdim, beni üzen insanlara mesafe koydum. Sonra yeni uğraşlar buldum, takı yapmaya başladım. İlkten çok sıkıldım ama sonra çok sevdim. Zaten şiirler yazıyordum çocukluğumdan beri, bu vazgeçilemezimdi ama çok ara vermiştim, uzun süre yazmamıştım ve yeniden yazmaya başladım.

Sonra müzik ve şiir gruplarının arasına katıldım. Şarkılar söylemek, şiirler yazmak bana psikolojik tedavi gibiydi. Buna el sanatları kurslarını da ekledim, artık hiç boşluk yoktu hayatımda. Kendimi tedavi ediyordum, iyi iyileşmeye başlamıştım.

Bu arada hayvanları çok seviyor, hayatlarında onlara yardımcı oluyordum. Bu da hayatıma ayrı bir huzur veriyordu. Her şeyiyle bizden farklı bir canlıyla sevgide buluşuyordum, bu çok güzel bir duyguydu. Manevi yönüm de kuvvetliydi; inançlı ve merhametliydim. Bunlar insan hayatı için çok huzur verici duygulardı, herkese tavsiye ederim.

İçimdeki iyilik duygusunu daha da güçlendirdim. Bu da kendimi geliştirmemde büyük rol oynadı. Zamanla olaylara daha iyimser bakmayı öğrendim. Ancak iyimser olmanın her şeye sorgusuzca inanmak olmadığını da biliyordum. Önce olayları anlamaya çalışıyor, sonra duruma göre davranıyordum. Yani ön yargılı olmuyordum.

Karşımdaki kişiye düşüncelerimi sakin ve saygılı bir dille anlatıyor, ardından vereceği tepkiye bakıyordum, gözlemliyordum. Böylece insanları ve karakterlerini daha iyi tanımaya başladım. İyi niyetli olanı da kötü niyetli olanı da ayırt edebiliyordum. Kimseye kırgınlık beslemiyor fakat gerektiğinde araya mesafe koyuyordum.

Zamanla birçok insanın da benzer duygular yaşadığını fark ettim. Bu insanlarla benim aramdaki fark hayata bakış açımızdı. Ben yaşadıklarımdan ders alıp olumlu yönünü görmeye çalışıyordum.

Onlar ise geçmişe takılı kalıp sürekli olumsuzluklara odaklanıyordu. Bu durum onların psikolojik olarak yıpranmasına, bazen de hayatla bağlarının zayıflamasına neden oluyordu. Sürekli şikâyet edip kendilerini sorgulamıyorlardı. Kimi öfkesini etrafına yansıtıyor, kimi kendini dünyadan tamamen soyutluyor, kimi ilaçlara mahkûm kalıyordu.

Bence bütün bunların temelinde sevgisizlik yatıyordu. İnsan önce kendini sevmeyi öğrenmeli, çünkü kendini seven insan hem çevresine hem de hayata daha sağlıklı bir gözle bakabilir.

MELEK KAYA

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.