Koltuklar Geçici, Vatan Kalıcıdır
Son günlerde yine tarih konuşuluyor. Yine Kurtuluş Savaşı'nın adı tartışılıyor. Kimi "Neden Kurtuluş Savaşı?" diye soruyor, kimi de bu ismi değiştirmeye çalışıyor. Oysa bazen cevap, sayfalar dolusu kitapta değil; milletin yaşadığı acılarda saklıdır.
Bir millet durup dururken "kurtuluş" demez.
Bir millet, ancak elinden alınmak istenen vatanını, bağımsızlığını, geleceğini yeniden kazandığında bu kelimeyi kullanır.
Mondros'tan sonra Anadolu işgal edildi. Şehirlerimiz birer birer yabancı askerlerin kontrolüne geçti. Sevr Antlaşması'yla bu toprakların paylaşılması planlandı. Türk milletine kendi yurdunda yaşam hakkı bile çok görüldü.
İşte bu yüzden adı Kurtuluş Savaşı oldu.
Çünkü işgalden kurtulduk.
Çünkü parçalanmaktan kurtulduk.
Çünkü esaret zincirlerini kırdık.
Çünkü bağımsızlığımızı yeniden kazandık.
Şimdi soruyorum yetkililere kurtuluş savaşının nedenlerini açıkladık verilen mücadele ortada neden isim değişikliği yapılması isteniyor açıkcası ben şahsım adına merak ediyorum.
Evet
Bu mücadele aynı zamanda İstiklal Harbi, Milli Mücadele olarak da anıldı. İsimler farklı olsa da anlatılan gerçek birdi: Bir milletin var olma mücadelesi.
Bugün tarih üzerinden yeni tartışmalar açmanın kime ne faydası var?
Anlayamıyorum.
Asıl konuşmamız gereken bambaşka meseleler değil mi?
İnsanlar geçim derdindeyken, çocuklar umutlarını kaybederken, toplum her geçen gün biraz daha ayrışırken, enerjimizi birbirimizi ötekileştirmeye değil, sorunlarımızı çözmeye harcamamız gerekmiyor mu?
Siyaset, milleti bölmek için değil; milleti bir araya getirmek için yapılmalıdır.
Hiç kimse bu ülkenin sahibinden daha fazla sahibi değildir.
Bu topraklarda yaşayan herkes aynı bayrağın gölgesinde nefes alıyor. Aynı ezanı dinliyor, aynı acılara üzülüyor, aynı sevinçlerde gülümsüyor.
Öyleyse neden birbirimizi düşman gibi görüyoruz?
Neden sürekli ayrıştırıyoruz?
Neden kutuplaştırıyoruz?
Unutmayalım.
Hiçbir makam sonsuza kadar sürmez.
Hiçbir koltuk ebedi değildir.
Bugün uğruna kırıp döktüğümüz makamlar, yarın başkasının olacaktır.
Hepimizin sonunda gideceği yer aynı.
İki metre toprak.
Geride bırakacağımız tek şey ise vicdanımız, adaletimiz ve bu ülkeye yaptığımız hizmet olacaktır.
Gelin artık koltuk sevdasını değil, memleket sevdasını büyütelim.
Ayrımcılığı değil, kardeşliği konuşalım.
Ötekileştirmeyi değil, adaleti hâkim kılalım.
Fikirlerimiz farklı olabilir; ama bu vatan hepimizin.
Siyasi görüşlerimiz ayrı olabilir; ama bayrağımız birdir.
Tarihimiz ortak, geleceğimiz de ortak olmak zorundadır.
Çünkü güçlü devletler; birbirine öfkeyle bakan insanların değil, aynı hedefe omuz omuza yürüyen milletlerin omuzlarında yükselir.
Bugün birbirimizi tüketmeye değil, geleceğimizi birlikte inşa etmeye ihtiyacımız var.
Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; kavga eden bir ülke değil, adaletin, liyakatin, huzurun ve kardeşliğin hüküm sürdüğü güçlü bir Türkiye olmalıdır.
Koltuklar gelip geçer.
Makamlar değişir.
Ama vatan kalır.
Ve vatan, ancak birlik olursak sonsuza kadar bizim kalır.