Kelimelerin Sıhhati Işığında "Ale-l İnsan" Manifestosu
Şair ve Yazar Çiğdem Ada’nın modern insanın buza çalan ruhuna sâfi bir cesaretle fener yaktığı 'Ale-l İnsan' eseri, Satır Arası’nda bir manifesto ile mercek altına alınıyor.
Modern çağın parıltılı illüzyonlarına, bencil hırslarına ve insanlığın o hazin düşüşüne denk geldiğimiz bu ahir zaman demlerinde; kalbini bir mısra gibi göğe uzatan ruhlar vardır.
Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda bu hafta; Şair ve Yazar Çiğdem Ada’nın, yaşamın ağırlığı altında ezilen gönüllere bir teselli olsun diye sâfi bir cesaretle kaleme aldığı eseri "Ale-l İnsan"ı masaya yatırıyoruz.
Kelimeleri gözyaşlarının tercümanı ve sustuğu zamanların asil birer şahidi kılan bu eserin, modern insanın buza çalan ruhuna nasıl birer fener yaktığını birlikte inceliyoruz.
"Ale-l İnsan" Eserinin 4 Temeli
Çiğdem Ada, insan ruhunun karanlık dehlizlerinden tasavvufi ve felsefi bir özgürleşmeye uzanan o asil yolu 4 temel sütunla mizanpajlıyor:
Renklerin İhaneti ve Kibrin Barikatı: Saflığın beyazından başlayarak insanoğlunun dünyayı nasıl kirlettiğinin şiirsel deşifresi. Yazar, kibri "kendi kendini tavaf etme eylemi" olarak tanımlarken, çağın ego akvaryumunu paramparça ediyor.
Bilgelik ve Kendine Doğru Yürümek: Gerçek fedakârlık, her yolu başkasına açıp kendine kapatmak değildir. Eser, kelebeğe dönüşmeyi beklerken hayata çocukça gülümseyebilmeyi ve en asil eylemi fısıldıyor: "Kendi ayak izlerini bulmak adına kendine doğru yürümek."
Aşkın Şahsiyet Devrimi: Aşk, alelade bir bedensel illüzyon değil; "Leyla’yı yalnızca Mevla’ya anlatıp, sevileni bizatihi kendinden bile koruyabilmektir." Korkuları birbirine emanet edebilen asil bir şahsiyet duruşudur.
Teslimiyet ve Susmanın Asil Silahı: Bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya geldiğimizin sert bir hatırlatması. Fırtınayı kanatlarının altına alıp Yaradan’a güvenmek; kelimelerin bittiği yerde susmayı en keskin silah kılmaktır.
Kapanan Harflerin Mührü
Bir avuç toprakla tüm ayıplarımızın örtüleceği bu fani dünyada; "Ale-l İnsan" bize umutları korkularından fazla olanların her savaştan galip çıkacağını fısıldıyor.
Bazı uçurumların atlayarak değil, ancak o sahte aynaları tuzla buz edip vazgeçerek aşılacağını anladığımızda; niyet sâfi, emek hakiki ve teslimiyet tam olduğunda... Sonrası Bahar.
Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası