Hayvan Sevgisi
Çocuklar özellikle insanların bir çoğu hayvanlardan neden korkar? Çocukluk travması mı yoksa hayvan nefreti mi? Ağzı olup dili olmayan, biz insanlar gibi derdini konuşarak anlatamayan canlardan neden korkarız?
Farkındayım, yazıya arka arkaya sorularla başladım. Birlikte cevaplarını bulursak belki de tek istekleri bir kap su, bir kap mama ve biraz da sevgi olan canları elbirliğiyle koruyabiliriz diye düşünüyorum.
Özellikle son yıllarda bir hayvan nefretidir başladı gidiyor. Geçmiş yıllarda yaşanan felaketlerden keşke ders alınabilse. Tek umudum tarih tekerrür etmesin. Zamanında yine sokak hayvanlarını toplayıp bir adaya bırakılmıştı sonrası felaket getirmişti.
Esas konuya gelirsek... Biz, büyükler sokaktaki kediden veyahut köpekten korkabiliriz. Ama bizler korkuyoruz diye çocuklarımızı bu sevgiden, bu dostluktan mahrum bırakmamalıyız. Çocuklarımız hayvan sevgisi ile büyümeli ve yetişmeli ki hem kendi hayatları güzel olsun hem de bu ülkeyi, bu dünyayı birlikte güzelleştirelim.
Çocuklarımıza, sokakta kedi veya köpek gördüklerinde onlardan kaçmamayı ve en önemlisi onlara taş atmamayı anlatmalıyız. Bu dünyadaki yaşam hakkının bizler kadar onların da hakkı olduğunu öğretmeliyiz. Çocuklar, her zaman ya da çoğunlukla büyüklerini özellikle ebeveynlerini örnek alırlar. Tabi bir de arkadaş çevresi...
Bizler korksak bile uzaktan sevgimizi gösterirsek hayvanlara, çocuklarımız bizden görüp o hayvanlara cana yakın yaklaşacaklar.
Mutluluk ve huzur, öyle çok uzaklarda aranmasına gerek olmayan kavramlar. Bir köpeği beslemek, başını okşamak bile insana mutluluk verir. O köpeğin, gördüğü ilgi karşısındaki mutluluğu karşısındakine de mutluluk verir.
Atalarımız, ağaç yaşken eğilir demiş. Çocuklarımıza bu sevgiyi mümkün olduğunca daha küçük yaşlarda vermeliyiz. Bu konuda bizlere düşen görev sokaktaki hayvanları canavarlaştırmak ya da onları yok etmek değil. O hayvanlara karşı sevgiyle yaklaşmak.
Çok bir şey değil. Hayat çok basit. Bir çiçeği koklamak, bir hayvanı sevmek, günlerimizin güzel ve mutlu geçmesi için yeterli.
Özetle, sokaklarımız o canlarla güzel ve güvenli. Ve bir konu daha var ki; bazı ebeveynlerin hayvan sevgisini yanlış anlaması ve bunun sonucunda sokaktan bir canı kurtarmayı düşünmek yerine petshoplardan can satın alması. Bu şekilde çocuklarımıza hayvan sevgisini öğretemeyiz. Onların mal değil, can olduğunu da öğretmeliyiz çocuklarımıza.
Nasıl ki insanlar alınıp satılamıyorsa, hayvanlar da alınıp satılamaz. Kamu spotu gibi bir slogan artık bu söyleyeceğim ama anlatmak istediğimi en iyi bu cümle karşılıyor.
“SATIN ALMA SAHİPLEN.”
Çocuklarımıza öğretmemiz gereken bir çok değer var bu hayatta. En önemlileri sevgi ve saygı. Öğretirken dikkat etmemiz gereken bir şey daha var. Sevgi ve saygı, sadece küçüklerimize ve büyüklerimize gösterilmez. Doğadaki ismini bildiğimiz ya da bilmediğimiz tüm hayvanlara, sokaktaki sahipsiz canlara ve kendi evlerimizdeki can yoldaşlarımıza da göstermeliyiz.
Yazının başında da söylediğim gibi bizler korkabiliriz ama onları sevelim. Bizler sevelim ki çocuklarımız da bizden görüp o canları sevmeye devam etsin.
EZGİ YAR