“HAYATIN İÇİNDE BİRLİKTEYİZ; EĞİTİMDE NEDEN AYRILIYORUZ?”
Karma eğitimi "yüzyılın pedagojik yanlışı" ilan eden ve tek cinsiyetli modelleri savunan söylemler; American Psychological Association’ın (APA) 1,4 milyondan fazla öğrenciyi kapsayan devasa meta-analizleriyle çürütülen, nöro-bilimsel dayanağı bulunmayan ve sosyolojik gerçekliği tamamen ıskalayan ideolojik bir illüzyondan ibarettir.
Eğitimin nihai gayesi bireyi sadece soyut akademik verilerle donatmak değil, gerçek dünya simülasyonuna hazırlamak olduğundan, çocukları karşı cinsten izole etmek toplumsal cinsiyet kalıplarını derinleştirmekte ve ileriki yaşlarda iş ile sosyal yaşamda iletişim kuramayan, karşı cinsi ötekileştiren bireyler yaratmaktadır. Gelişmiş OECD ülkelerinin ezici çoğunluğunda kamu eğitiminin omurgasını oluşturan karma eğitim, karşı cinsi bir akran ve eşit partner olarak tanımayı sağlarken; "velilerin tercih hakkı" veya "sahte bir konfor alanına dayalı özgüven" kılıfıyla sunulan tek cinsiyetli sınıf önerileri, çocuk hakları ve kamusal eğitimin laiklik ilkesiyle asla bağdaşmamaktadır. Dolayısıyla bu çağrılar pedagojik bir arayışın değil, toplumsal yaşamı muhafazakârlaştırarak kadını kamusal alandan izole etme projesinin eğitim sahasındaki yansımasıdır.
Türkiye’nin asıl ihtiyacı eğitimi cinsiyet temelinde ayrıştırmak değil, çağdaş ve bilimsel standartlarda karma eğitimi daha da nitelikli kılmaktır.
Bilimsel veriler, öğrencileri cinsiyetlerine göre ayırmanın başarıyı artırmadığını, aksine toplumsal cinsiyet kalıplarını (stereotipleri) pekiştirdiğini göstermektedir.
Nöro-Bilimsel Yanılsama; "Erkek ve kız beyninin farklı öğrenme stillerine sahip olduğu" yönündeki nöro-mitler, günümüz beyin görüntüleme teknolojileri tarafından çürütülmüştür.
"Gelişmiş ülkeler karma eğitimden vazgeçiyor" söylemi, kamuoyunu manipüle etmeye yönelik doğrudan bir yanlış bilgilendirmedir. OECD ülkelerinin ezici çoğunluğunda kamusal eğitimin ana omurgası kesintisiz şekilde karma eğitimdir.
Prof. Dr. Halim Ulaş’ın atfıyla sunulan "karma sınıflarda karşı cinsin varlığı sosyal onay arayışı ve rekabeti artırır" iddiası, sosyalleşme dinamiklerini tamamen yanlış okumaktır. Okul, sadece akademik bilginin depolandığı bir yer değil; bireyin toplumsal hayata hazırlandığı bir mikro-toplum simülasyonudur.
Hayat tek cinsiyetli bir alan değildir. İş hayatı, kamusal alan, sokak ve aile karma yapılardan oluşur.