Işılay Kızılgöz

isilay@kizilgozhaber.com

14.06.2026 tarihinde yayınlandı.

Bu sabah gözlerimi açtığımda sosyal medyada karşıma çıkan bir haber yüreğime ağır bir taş gibi oturdu. Bir baba, bir çocuk ve geride kalan tarifsiz bir acı...
Olayın tüm yönleri elbette yargı ve soruşturma makamları tarafından aydınlatılacaktır. Ancak ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var: Bu ülkede ağır hastalıklarla mücadele eden çocuklar ve onların aileleri çok büyük bir yükün altında yaşam savaşı veriyor.
Bir anne ya da baba için evladının acısını görmek, onun nefes alışını takip etmek, her gün "yarın ne olacak?" korkusuyla yaşamak tarif edilemez bir duygudur. Bu yük sadece ekonomik değildir; psikolojik, sosyal ve vicdani bir yüktür. Bazen yıllarca süren tedaviler, bitmeyen hastane koridorları, karşılanamayan ihtiyaçlar ve yalnız bırakılmışlık hissi aileleri tükenme noktasına getirebilmektedir.
Bugün konuşmamız gereken şey yalnızca bir olay değildir. Konuşmamız gereken şey, kronik ve ağır hastalıklarla mücadele eden çocukların ailelerinin ne kadar destek gördüğüdür. Bu ailelerin psikolojik destek mekanizmalarına erişimi var mı? Sosyal devletin sunduğu imkanlar yeterli mi? Toplum olarak onların yanında olabiliyor muyuz?
Her trajediden sonra birkaç gün üzülüp unutuyoruz. Sonra yeni bir gündem geliyor ve geride yine yalnız bırakılmış insanlar kalıyor. Oysa gerçek sorumluluk, acılar yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce önlem alabilmektir.
Bir çocuğun yaşam hakkı, bir ailenin umudu ve insan onuru her türlü siyasi tartışmanın üzerindedir. Bu nedenle ilgili kurumların, uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının bu konuda daha güçlü çalışmalar yürütmesi, ailelere yalnız olmadıklarını hissettirmesi gerekiyor.
Bugün bir kez daha soruyorum:
Bir anne ya da babanın çaresizliği bu kadar büyümeden neden fark edilmiyor?
Bir çocuğun yaşam mücadelesi neden yalnızca haber başlıklarına sığdırılıyor?
Vicdanlarımızı ne zaman gerçekten harekete geçireceğiz?
Bu yazı bir suçlama değil, bir vicdan çağrısıdır.
Çünkü çocuklar ölmesin diye kurulmuş bir dünyanın hayalini kurmak hâlâ hepimizin görevidir.

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.