Umut Uçar tarafından 13.10.2026 18:19 tarihinde yayınlandı.

Sakarya Anadolu Lisesi’nin kıymetli öğretmeni Hilmi Bayrak’a veda

Sakarya Anadolu Lisesi’nde uzun yıllar görev yapmış, değerli öğretmenimiz Hilmi Bayrak Hocamızın vefat haberini almak yüreğime kor ateş düşürdü. Bazı insanlar vardır; görev yaptıkları kurumların sınırlarını aşar, dokundukları hayatlarda iz bırakır, iyilikleriyle sessizce bir dünya kurarlar. Hilmi Bayrak Hocamız da işte o insanlardan biriydi.

Kendisini doğa yürüyüşlerimizden tanıyordum. Yürüyüş sırasında vakur duruşu, doğaya duyduğu sevgi ve çevresindeki bitkileri büyük bir dikkatle incelemesi beni her zaman etkilerdi. Yerde gördüğü bir bitkiye bile özenle yaklaşır, sanki onun da anlatacak bir hikâyesi varmış gibi durup incelerdi. Doğaya gösterdiği bu saygı, bana onun insanlara ve hayata nasıl baktığını da anlatıyordu.

Bir gün kendisine nerede görev yaptığını sordum. Zamanla Hilmi Hocamızın yalnızca bir öğretmen olmadığını, gençlerimize hayatın içinde de yol gösteren bir eğitim neferi olduğunu daha iyi anladım. Doğa yürüyüşlerinde gençlerle deneyimlerini paylaşır, onlara yaşamın sorumluluklarını, insan olmanın değerini ve geleceğe nasıl hazırlanmaları gerektiğini anlatırdı. Çünkü gerçek öğretmenlik, yalnızca sınıfta ders anlatmak değil; insanın hayatına dokunabilmektir.

Hilmi Bayrak Hocamızın yüreğinde bir de memleket sevdası vardı: Artvin…

Doğup büyüdüğü topraklara duyduğu özlemi, Artvin’in dağlarına olan sevgisini konuşmalarından hissederdim. Anlattıklarından anladığım kadarıyla, Artvin’e her gidişinde dağlarını, yollarını, doğasını yeniden keşfetmek isterdi. Sanki o dağlarda çocukluğunu, geçmişini ve yüreğinin bir parçasını arardı. Memleketini unutmayan, doğduğu toprakların hasretini içinde taşıyan insanlardandı.

Ancak Hilmi Hocamı benim gözümde daha da büyüten, doğa sevgisinin ve memleket özleminin ötesinde taşıdığı o güzel insanlıktı.

Depremde zarar gören bir ailenin ihtiyaç duyduğunu öğrendiğinde, kendi evindeki LED televizyonunu o aileye göndermek istedi. Televizyonu depremzede aileye ulaştırdık. Daha sonra aile, kendisine teşekkür etmek ve görüşmek için Hilmi Hocamızın telefon numarasını istediğinde, hocamız telefonunu paylaşmak istemedi. Çünkü o, yaptığı iyiliğin karşılığında teşekkür beklemiyordu. Gönülden vermişti; onun için mesele bundan ibaretti.

İşte gerçek iyilik böyle bir şeydi. Gösterişten uzak, sessiz, karşılıksız ve insanın yüreğinden gelen…

Hilmi Hocamızın öğrenciler için yaptığı iyilikler de bununla sınırlı değildi. İhtiyaç sahibi öğrencilerin eğitimlerine destek olmak amacıyla bana kitaplar verirdi. Ben de o kitapları köylere götürerek çocuklara tek tek dağıtırdım. Bu ziyaretlerimizi “Çocuk mutluysa annem mutludur” anlayışıyla gerçekleştirirken yalnızca kitapları ulaştırmakla kalmaz, ailelerle sohbet eder, hâllerini hatırlarını sorardık.

Bir çocuğun eline kitap vermenin, onun geleceğine bir ışık yakmak olduğunu çok iyi bilirdi.

Üstelik eğitim yolunda hiçbir öğrencinin maddi imkânsızlıklar yüzünden geride kalmasını istemezdi. Harcını ödeyemediği için eğitimine devam etmekte zorlanan bir öğrencinin durumunu öğrendiğinde, onun eğitimine devam edebilmesi için gerekli harcı yatırarak destek oldu.

Belki bu iyilikleri herkes duymadı. Belki yaptığı yardımları kaç kişi bildi, onu da bilmiyorum. Çünkü Hilmi Bayrak Hocamız, iyiliklerini anlatmak için değil, insanların hayatını güzelleştirmek için yaşayanlardandı.

Benim gözümde Hilmi Bayrak Hocamız, başlı başına bir Cumhuriyet'ti. Başlı başına bir Cumhuriyet öğretmeniydi.

Cumhuriyet öğretmeni olmak; yalnızca bir okulda görev yapmak, öğrencilere ders anlatmak değildir. Cumhuriyet öğretmeni olmak, fırsat eşitliğini savunmak, yok.

Özel Haber : Senem Yıldırım

Benzer İçerikler

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.