Işılay Kızılgöz tarafından 12.09.2026 21:32 tarihinde yayınlandı.

Türkiye demokrasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden tam 46 yıl geçti. Aradan geçen yıllar acıları hafifletse de millet iradesine vurulan darbenin bıraktığı izler toplumsal hafızadan silinmedi.

12 Eylül 1980…

Türkiye’nin demokrasi yolculuğunun kesintiye uğradığı, siyasetin susturulduğu, milletin iradesinin askıya alındığı karanlık bir tarih.

Bugün o darbenin üzerinden 46 yıl geçti. Ancak yaşanan mağduriyetler, acılar ve demokrasiye ödetilen bedeller hâlâ hafızalardaki yerini koruyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 12 Eylül Askerî Darbesi'nin 46'ncı yılı dolayısıyla yayımladığı mesajında, o dönemde mağdur edilen, eziyet gören ve haksız yere idamla yargılanan vatandaşların yaşadığı sıkıntıların hâlâ yüreklerde hissedildiğini belirtti.

Erdoğan, 12 Eylül'ün Türkiye'nin geleceğine kurulmuş bir tuzak olduğunu ifade ederek, ülkenin kalkınma yolculuğunun darbelerle yeniden kesintiye uğratılmasına izin verilmeyeceğini vurguladı.

Bugün geçmişe baktığımızda çıkarılması gereken ders açıktır:

Demokrasi yalnızca sandığa atılan bir oy değildir. Demokrasi; milletin iradesine, hukuka, özgürlüklere ve insan onuruna sahip çıkmaktır.

Kimden ve hangi gerekçeyle gelirse gelsin, milletin iradesinin üzerinde hiçbir güç kabul edilemez.

Çünkü darbelerin kazananı olmaz.

Kaybeden demokrasi olur.

Kaybeden hukuk olur.

Kaybeden ekonomi olur.

En önemlisi de kaybeden millet olur.

46 yıl sonra bir kez daha söylüyoruz:

12 Eylül'ü unutmadık, unutturmayacağız.

Türkiye'nin geleceğini silahların gölgesi değil, milletin özgür iradesi belirlemelidir.

Darbelerin değil demokrasinin, baskının değil hukukun, korkunun değil özgürlüğün yanında durmak; geçmişte yaşanan acıların bir daha yaşanmaması için hepimizin ortak sorumluluğudur.

Benzer İçerikler

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.